Ana Sayfa Sayılar Yayın İlkeleri Sipariş Formu Linkler İletişim English
Detaylı Arama  
Akdeniz Medeniyetleri Ara?t?rma Enstits
Akmed etkinlikleri ve duyuruları hakkında bilgi almak isterseniz listemize üye olunuz.
E-Mail:
İsim:
Soyisim:
 
 
 
 

Ö Z E T

Antalya İli İle Komşu ve İlgili Bölgelerdeki Deprem ve Salgın Kronolojisine Ek Tamamlayıcı Veriler
T.M.P. DUGGAN*

Antalya İli ile Komşu ve İlgili Bölgelerdeki Deprem ve Salgın Kronolojisine Ek Tamamlayıcı Veriler Bu makalede, Adalya VII, 2004'de yayımlanan ve Antalya İli, komşu ve ilgili bölgelerdeki 2300 yılı aşkın bir süreyi kapsayan salgın ve deprem kronolojisine eklenmesi gereken kronolojik sırada 90'dan fazla dipnotlu veri sunulmaktadır.

2004'te yayımlanan kronolojide üç düzeltme yapılması gereklidir: Antalya Körfezi'ndeki 1977 depremi Antalya'nın güney-güneybatısında değil güney-güneydoğusunda olmalıdır; 1931 depremi sonrasında Yivli Minare Camii'nin onarım tarihi 1953 değil 1935'tir; ve, Nureddin B. Zengi'nin Suriye'deki kalelerini tahrip eden deprem silsilesi (1169-70 başlığı altında verilmişti) 1158'de değil 1156-57'de olmalıdır. Kıbrıs'ı da etkileyen bu depremler Antalya'yı da etkisi altına almış olabileceğinden önem arzetmektedir.

Şu depremler hakkında ek bilgi verilmektedir: 240 Antalya, 1540'lar Alanya, 1743 Antalya, 1896 Rodos, 1911 ve 1931 Antalya, 1957 Finike ve 1969 Kalkan. Ayrıca Tekeli Mehmet Paşa Camii'nde 1850'de ve Bali Bey Camii'nde 1849-50'de gerçekleştirilen restorasyonların 1849 Antalya depremi sonrası ve Kaleiçi'ndeki Aya Yorgi (St. George) Kilisesi 1863 yılı restorasyonunun, 1858 Antalya depremi veya bir olasılıkla 1863 Rodos-Fethiye depreminin şoku nedeniyle yapılmış olabileceği öne sürülebilir.

Kıbrıs'dan gelerek, Antalya Körfezi, Meis/Kaş, Rodos/Fethiye üzerinden İstanköy'e uzanan fay hattı boyunca 20 yıl veya daha kısa zaman dilimlerinde meydana gelen şiddetli deprem ve tsunami dizilerinin periyodik tekrarına dikkat çekilmelidir. Bunun bilinen örnekleri şöyledir: 15. yy.'da 1481 Rodos, 1489 Antalya, 1491 Kıbrıs ve 1492 İstanköy; 18. yy.'da 1741 Rodos, 1743 Antalya, 1756 Rodos ve 1759 Antalya; ve de bir olasılıkla 20. yy.'da 1926 Finike, 1926 Rodos, 1931 Antalya ve 1933 İstanköy. Aslında bunların deprem silsilesi değil de yalnızca bir dizi tekil olay da olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Bu 15. ve 18. yy. deprem silsileleri, adı geçen fay dizilerinde önemli bir zaman dilimi boyunca biriken gerilimin sonucu olup önemli boşalma/ayarlamalara, depremlere ve tsunamiye yol açtığı öne sürülmektedir.

Kıbrıs Adası'ndaki büyük veba salgınları 1346, 1362, 1438, 1641, nüfusun üçte ikisinin öldüğü 1692, 22,000 kişinin öldüğü 1760, ve ada nüfusunun üçte birinin öldüğü 1835 veba salgınları olup bunlar, daha az belgenin bulunduğu komşu Antalya için de güvenilir bir gösterge sağlamaktadır. Çünkü Antalya ve Kıbrıs arasında ticaret, göç ve Kıbrıs Paşalığı'nın idari yapısı -Anadolu'nun Alanya, İçel, Tarsus ve Sis sancaklarını da içeren, yani Köprü Çayı boyunca uzanan Teke Sancağı sınırına kadar olan güney sahilini denetim altında tutan, Osmanlı İmparatorluğu'nun 1571-1670 arasında kurduğu idari yapı- nedeni ile ilişkileri vardı.

19- yy.'da Kıbrıs ve Mısır'da karantina altına alman ve Antalya bağlantılı hastalıklı gemilerle ilgili vakalar sıralanmaktadır.

Güney Anadolu'nun 1835'te veba salgınına uğramış bölgelerindeki dehşetli sonuçlar hakkında çağdaş, açık ve yetkin anlatım veren Alexander Hamilton'm günlüğünden ayrıntılı bir alıntı verilebilir; Hamilton, başka gözlemlerin yanı sıra, tarlalarda hasat yapılmadığını çünkü hasadı yapacak kimse kalmadığını ve evlerin sahipsiz ve boş kaldığı çünkü yasal hakkı olan herkesin salgından öldüğünü yazmaktadır. Beyşehir Gölü'nden aşağıya yapmayı planladığı seyahat Antalya ve civarındaki salgının şiddeti nedeniyle iptal edilmek zorunda kalmıştı. Bu alıntı, bölgede baş gösteren büyük bir salgının sonuçlarını bir çağdaşın kaleminden göstermekte ve her büyük veba salgını sonucu ortaya çıkan büyük nüfus kaybının sosyal ve ekonomik sonuçlarına kılavuzluk etmektedir. 1835-40 veba salgını bölgeye Kıbrıs'tan gelmiş olabilir ve 540 yılındaki ülkeler arası veba salgınından daha az etkili olduğuna dikkat çekilmelidir. 540 yılı büyük veba salgınıyla ilgili olarak Likya'daki durumu yakın zamanda 6.-7. yy.'larda terk edildiği gösterilen yerleşimlerle ilişkilendirirsek, yine aynı salgından yüksek ölüm oranı yüzünden yerleşimlerin terk edildiği Kilikya ve Kuzey Suriye'deki benzer durumla bağ kurabiliriz.

Bu ek makalede 1503, 1831, 1835, 1848 ve 1850 veba, 1853 çiçek hastalığı, 1920, 1945, 1948, 1969-70, 2002 ve 2003 sıtma vakaları için karantina kayıtları ve düzenlemeleri hakkında daha fazla bilgi verilmektedir.


*T.M.P. Duggan, Gençlik Mah., 1315 Sok., Ekin Apt., 3/7 Antalya.

Özet Listesi