Ana Sayfa Sayılar Yayın İlkeleri Sipariş Formu Linkler İletişim English
Detaylı Arama  
Akdeniz Medeniyetleri Ara?t?rma Enstits
Akmed etkinlikleri ve duyuruları hakkında bilgi almak isterseniz listemize üye olunuz.
E-Mail:
İsim:
Soyisim:
 
 
 
 

Ö Z E T

Antalya Vilayeti'nde Avrupa Likya Sahillerinde Batı ve Doğu Mitolojisi
Jürgen BORCHHARDT*

Çalışmada, Likya Bölgesi'ndeki antik mitolojilerin Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılımı konusunda ne derece ciddiye alınması gerektiği ve bunların doğruluğu sınanmaktadır.

Bölge, batılı kültür taşıyıcıları tarafından yüzyıllarca küçük düşürücü suçlamalara hedef olmuştur. Örneğin, Yunan tanrılarının varlığından şüphe eden Likya kralı Bellerophon ilginç bir şekilde aklını yitirmiş olarak yargılanmıştır. Ksanthos Vadisi'ndeki çiftçiler, henüz emmekte olan çocuklara sahip genç bir anneye içme suyu vermeyi reddettikleri için, Batılılarca yabancı düşmanlığı ve insanlık dışı geleneklere sahip olmakla suçlanmışlardır. Batılılıların Likya-Pamfilya kıyıları sakinlerine yönelik bu tür küçük düşürücü suçlamaları, Ortaçağ'da giderek artmış, "gelenek dışı ve iğrenççe ölü ile cinsel ilişkiye girme" sonucu hiddetlenen tanrının Sodom ve Gomore kentleri gibi Antalya'yı da yerle bir ettiği şeklinde inanılmaz nekrofili iftiraları ortaya atılmıştır. Ama bizler, Likya sahillerinin tanrıların cezası ile değil tektonik yer hareketleri sonucu kısmen sular altında kaldığının bilincindeyiz. Politikacı Herakleides Pontikos tarafından ileri sürülen, Likyalıların yasa tanımadıkları ve ana erkil yönetim altında yağmacı olarak yaşadıkları iddiası yanlı ve ard niyetli bir Batı propaganda-sıdır ve Likya'nın bilinçsizce kaybedilmesine yol açmıştır. Bu yaklaşım, Likya'yı Klasik Dönem'de Attika-Delos Deniz Birliği'nden koparmış, bölgenin dirliği için beylerinin önderliğinde Akhamenid Krallığı'na yaklaşmalarına neden olmuştur. Ayrıca batı düşüncesinde, Likya'daki monarşi kabul edilemeyecek bir yönetim şeklidir.

Ancak, İndogerman dilinin grubunun Luvi-Hitit kolundan kaynaklanan Likçe'nin ve Likya sanatının Avrupa'daki çehrenin, siyasi olayların ve tarihsel sürecin oluşumda önemli katkıları olduğu unutulmamalıdır.

Likyalılarm siyasi becerileri 18. yy.'da Charles Louis de Montesquieu ve George Washing-ton'a ilham kaynağı olmuş, gerek monarşik gerekse cumhuriyetçi yasaların şekillenmesinde kendisini göstermiştir.

Arkeoloji alanında Avusturya-Türk işbirliği ile yürütülen, Türkiye'de Kültür ve Turizm Bakanlığı Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından desteklenen ve Viyana'daki Bilimsel Araştırmaları Destekleme Fonu tarafından parasal kaynak sağlanan "Likçe Yazıtlı Anıtların Arkeolojik-Dilbilimsel Korpusu" projesi söz konusu yanlı düşünceler karşısında örnek bir çalışma olup, Likyalıların kendi dili, yazısı ve özgün mimarisi ile gelişmiş bir kültür ortaya koyduklarını kanıtlamaktadır.

Avusturya kaynaklı araştırmalar yanında, Antalya'daki üniversite ve üniversite dışındaki bilimsel kurum ve kuruluşların yürüttüğü çalışmaların olumlu sonuçları bölgenin aydınlatılmasında daha da etken olacaklardır. Avrupa kavramı kendisini, Antalya ve Muğla vilayetlerinde uzun süredir göstermektedir ve bence, Hititler'den Osmanlı'ya değin uzun bir kültürel tarihe sahip bu harika ülkenin Avrupa Birliği üyesi olmasının zamanı gelmiştir.


*Prof. Dr. Jürgen Borchhardt, Rennweg 89.5 A-1030 Wien - Österreich.

Özet Listesi