Ana Sayfa Sayılar Yayın İlkeleri Sipariş Formu Linkler İletişim English
Detaylı Arama  
anakkale Seramikleri Koleksiyonu
Akmed etkinlikleri ve duyuruları hakkında bilgi almak isterseniz listemize üye olunuz.
E-Mail:
İsim:
Soyisim:
 
 
 
 

Ö Z E T

Taşkapı: Adada Territoriumu Üzerinde Bir Garnizon
Mehmet ÖZSAİT – Guy LABARRE – Nesrin ÖZSAİT – İlhan GÜCEREN*
2009 yılında Isparta’nın 101 km güneydoğusunda yer alan Sütçüler İlçesi’nin sınırları
içinde kalan Taşkapı, Kömürlük ve Belen’de yapılan çalışmalar kısaca aşağıdaki gibidir;
Taşkapı: Sütçüler’in 500 m kadar güneydoğusunda, çevreye hâkim olan yüksek bir
platonun üzerinde bulunan yerleşme, antik Adada kentinin 15 km kadar kuzeyindedir.
Yerleşme, güneydoğuya doğru yönelen engebeli karstik bir oluşum sonucu ortaya çıkan
kayalık tepeler üzerinde ve orta kesimindedir. Kestros’u (Aksu Çayı) besleyen derelerle iki
yandan çevrilmiş olan yerleşme, yüksek ve her yöne hâkim konumu yanı sıra, çepeçevre
surlarla çevrilerek daha da güçlendirilmiştir.
Roma Dönemi’nde yapıldığını düşündüğümüz bir yolla girişi sağlayan Taşkapı, yerleşmenin
kuzeydoğusundadır. Bu kapı aynı zamanda yerleşmeye de adını vermiştir.
Taşkapı’dan, tahkimat üzerinden TV verici anteni bulunan kayalık kesime doğru ilerlendiğinde,
içte ve dışta düzenli kesme taş bloklarıyla yapılmış, bosajlı, 1.20 m kalınlığında
bir sur görülmektedir. Sur, sandık duvar tekniğinde, bloklar arası doldurularak yapılmıştır.
Bu kesimde girişi sağlayan ikici kapı bulunmaktadır. Bundan sonra, burada kuzeybatıya
doğru bir dönüş yapan tahkimatın izi kaybolmaktadır. Yerleşmenin bu kesimi, uçurum
şeklinde sarp yamaçlarla çevrili olduğundan bir savunma duvarına ihtiyaç duyulmamış
olabilir. Daha sonra yerleşmenin batısında yeniden surların izlerini görüyoruz ki, burada
bir de üçüncü bir kapı, batı kapısı bulunmaktadır. Sık bir şekilde makilerle kaplı olan bu
alanda daha fazla çalışamadık. Ayrıca kayalık yapıyı birbirine bağlayan sur da yer yer izlenebilmiştir.
Doğuda, vadiye hâkim kayalık sırtlarda yaptığımız araştırmalarda tam olarak belirleyebildiğimiz
kalıntılar, surlar yanı sıra, kayaya oyulmuş basamaklar ve dikdörtgen planlı
iki yapının kalıntılarıdır. Birbirinden 200 m mesafede bulunan bu iki yapı, güneye doğru
uzanan kanyonu ve vadiyi kontrol altında tutabilmek amacıyla inşa edilmiş birer küçük
Bastion/tabya olmalılar (1022 m). Bu vadinin kuzeyde Adada’ya uzandığı düşünüldüğünde
bu yapıların önemi ortaya çıkmaktadır.
Batı kesiminde, yerleşmenin içinde olan bir sur hem savunmaya ve hem de teras
yapımına hizmet etmiştir. Burada yapı kalitesi ve blokların özenle birleştirilmesi bize
Hellenistik Dönem inşa tekniğini göstermektedir. İşaret ettiğimiz teras, güneyde kanyona
uzanan platoyu ve kuzeyde Adada’ya giden vadiyi tam olarak gözetleme ve kontrol altında
tutabilme olanağını sağlamaktadır. Bununla birlikte terasın kuzeybatısında bulunan
yapı ve tahkimat, her ne kadar yapı kalitesi değişse de, geç Antik ve Bizans dönemlerinde
de varlığını korumuştur. Bu devirde yerleşmenin terk edilmediğini, fakat onu savunmanın
yanı sıra yaşama şartlarının da son derece güçleştiği ve de içine kapanmış olduğu anlaşılmaktadır. Batı yamacında bulunan bir sarnıç, Ağustos ayında bile hizmet vermekteydi.
Asar Tepe’nin zirvesinde, yarı elips şeklinde bir havuz yapılmıştır ki, bu yağmur
sularıyla beslenmektedir. Havuzun üst kesiminde iki platform, havuzun önünde, solda ise
üçüncü bir platform bulunmaktadır. Yerleşmedeki kayalığın en üst kesiminde olan platformlarla
birlikte adak nişleri, havuzun yalnızca su toplamak amaçlı olmadığını, aynı zamanda
burada dini ayinlerin de yapıldığına işaret etmektedir. Yerleşmenin güney ucunda,
tepede, Yazılı Kanyon’a kadar tüm sarp yamaçlara hâkim Beybağı Sırtları bulunmaktadır.
Bu kesim kayalık olduğundan yerleşilmeye uygun değildir. Burada iki sarnıç daha ve kayaya
özenle yapılmış bir adak nişi vardır.
Kuzeye doğru çıkıldığında, batıya yönelmiş teras duvarları, kesme yapı taşı blokları,
yapı tuğlaları, keramikler buranın esas yerleşme olduğuna işaret etmektedir.
Yerleşme ve kült yerleri: Asar Tepe’nin eteğinde, güneyde, çobanların sürülerini geceleri
korumak için yararlandığı kayalığın doğuda vadiye doğru uzandığı yerde bir eksedra,
yine Asar Tepe’nin batısında, düzeltilmiş bir kaya cephesinde, yerden 1,85 m yükseklikte,
aralıklarla altı niş vardır. Buradaki nişler hatıl yuvaları olmalı. Tepe’nin eteğinde, batıda,
yapı kalıntısı olmayan geniş bir alan gördük ki bu olasılıkla bir agora? idi. Çevredeki kayalıklar
üzerinde nişler ve birinin üst kesimine de bir haç kazınmış, tam onun üzerinde bir
mezar varmış gibi, fakat kaçak kazılarla kırılmıştır.
Kayalığın batı ucunda, Yazılı Kanyon’a kadar tüm çevreye egemen konumdaki bir burunda,
bir yapı kalıntısının temelleri (12x6 m.) vardır. Bu bir tapınağa ait olmalıdır. Kayalık
burnun alt kesiminde uzanan geniş arazide birçok mimari eleman bulunmaktadır. Yine
burada, ağaçlar arasında, yarıya kadar toprağa gömülü bir kaide üzerinde kötü durumda
on satırlık Grekçe bir yazıt bulundu. Bir kaidenin üzerinde olması, üzerinde bir heykeli de
çağrıştırıyor.
Tapınak olarak düşünülen yapının on metre kadar güneyinde, başka bir yapının temelleri
görülmektedir. Tapınağın? üstünde, kuzeye doğru çıkarken, kaya kesilerek yapılmış bir
meydanda, yerden 2.08 m yüksekliğinde bir seri niş şeklinde, fakat ahşap hatılları tutmaya
yarayan çukurluklar ve kayalığın her köşesinde de iki platform vardır. Biraz ileride diğer
bir kayaya oyulmuş bir niş, kayalığın sağ köşesinde ise basamaklar vardır.
Şehrin terk edilmesi, binaların yıkılmasıyla bloklar yeniden kullanıldılar ve bir kısmı
da yamaçtan aşağı doğru yuvarlandı. Araştırmalarımız sırasında yerleşmenin alt kesiminde,
batıda bir çeşme gördük. 1972 yılında yapıldığı üzerindeki yazıdan okunan çeşmede
antik yerleşmeden gelen dikdörtgen bloklar kullanılmıştır. Yine 200 m aşağıda, yivli bir
sütun parçası, buradan 100 m aşağıda ise iki sütun daha bulduk. Birincisi 60 cm çapında,
yazıtsız; ikincinin üzerindeki bir panoda yine kötü durumda sekiz satırlık Grekçe bir yazıt
bulunmaktadır.
Kuzeye doğru 10 numaralı sarnıcın üstünde büyük bir kaya kitlesi düzenli şekilde
yontulmuş, üzerine bir adak nişi yapılmış, bir de bir kanal ile 40 cm çapında bir çukurluk
açılmıştır. Burası da dini ibadet için hazırlanmış bir mekândır. Yine bunlardan başka, yerleşmenin
birçok yerinde kayalara, kültlerle ilgili aynı tipte adak nişleri yapılmıştır.
Araştırmalarımızda Taşkapı çevresinde birçok yerleşme ve inançla ilgili kalıntılar bulduk.
Bunları kısaca şöyle verebiliriz:
A-Kömürlük ve çevresi
1-Kömürlük, Sütçüler’in 3,5 km kuzeybatısında, oldukça geniş bir mevkidir. Burada monoblok
bir kaya üzerinde bir adak nişi ve çevresinde Roma Dönemi’nde yapı tuğlaları ile
mezar kiremitleri ve eski bir mezar kalıntısı görülmüştür.
2-Monoblok bir kaya üzerinde bir niş ve kült yeri. Kayanın önünde stel koymak için
açılan üç çukurluk ve kayanın etrafında Roma Dönemi yerleşmesine tanıklık eden keramikler
bulunmaktadır.
3-Kömürlük çevresinde, Benlioğlu Mevkiinde bir kaya üzerinde bir adak nişi.
4-Sütçüler’in 8 km kuzeyinde, Elmalı Oluk Mevkiinde, kesme taş bloklardan yapılmış,
apsisi doğuya bakan bir kilise kalıntısı.
5-Elmalı Oluk yolunda, Esmahanım Taşı’nın kuzeyinde, 7x10 m boyutlarında, duvar
kalınlıkları 0.90-1.10 m olan bir yapı kalıntısı bulundu. Bu, olasılıkla Taşkapı’dan Adada’ya
giden yolun güvenliğini sağlamak amacıyla yapılmış, küçük fakat tahkimli bir yerdi. Yapı
çevresinde az sayıda Roma Dönemi keramiğine karşılık, yapı tuğlaları, kiremit kalıntıları
çoktu. Bunlar, burada son yıllarda yapılan yol genişletilmesi sırasında, yol kenarlarından
çıkan mezarların kapakları olmalılar.
B-Belen Asarı
1-Belen, Sütçüler’in 5 km. kadar doğusunda olan bir mahallesidir. Burada, tepede bir
Antik Dönem yerleşmesi, Belen Asarı (1297 m), bulunmaktadır. Çok tahrip edilmesine
rağmen yapılar dikdörtgen, iri kesme taş bloklarından yapılmış olduğundan temelleri
sağlam kalmıştır. Yaklaşık 250x400 m boyutlarında olan yerleşmeyi çepeçevre çeviren
anıtsal surları izledik. Surların yer yer temelleri, bazı yerlerde de iki, üç taş sırası kalmıştır.
Konumundan ve yapı malzemelerinin kalıntısından önemli olduğu anlaşılan yerleşmenin
adını veren herhangi bir yazıt ve sikke bulamadık. Yüzeyde, yapı tuğlaları yanı sıra, yoğun
olarak, İ.S. 2. ve 3. yy. Roma Dönemi keramikleri de görülmektedir. Yerleşmenin bulunduğu
tepenin 30 m kadar güneybatısında iki kuyu vardır.
2-Belen Asarı’nın bulunduğu kayalık tepenin güneydoğusunda, monoblok bir kayanın
üzerinde, ağız açıklıkları doğuya bakan üç adak nişi, bunun on metre kadar sağında, ayrı
bir monoblok kaya üzerinde, ağız açıklıkları yine doğuya bakan dört niş daha görülmüştür.
3-Tepenin güney eteğinde, ayrı bir kayalık üzerinde, bir haç işaretinin altında, geç devirlere
ait bir yazıt: “senyör, yardım et” şeklindedir.
4-Belen Asarı’nın l km kadar güneybatısında, monoblok bir kayalığın düzeltilmiş olan
doğu yönünde kötü durumda yirmi satırlık Grekçe bir yazıt ve yazıtın bir metre üzerinde
de bir adak nişi bulunmaktadır. Burada kayalığın üzerinde, tepede, yangın geçirmiş yapı
kalıntıları, yapı tuğlaları, kesme taş yığınları arasında Roma Dönemi yerleşmesine ait keramikler
görülmektedir.
Sonuç olarak zamanımıza kadar gelmiş olan kalıntılarını göz önüne aldığımızda,
Taşkapı, daha çok, tahkimatıyla birlikte bir yerleşme yeri, yani kale-kent konumundadır.
Kaynakların eksikliği, özelikle de yazıtların yetersizliği onun konumunu açıkça anlamamıza
izin vermiyor. Görünüşte dini ve kamu yapıları az ve de küçük alan kapsamaktadır.
Buradakiler daha çok bir köy toplumu kalıntılarına benziyor. Komşusu Adada ile kıyaslandığında,
tapınaklar, Agora, Tiyatro gibi uygar toplumlarda olan yapıları burada görmüyoruz.
Taşkapı yerleşmesi ulaşım yollarının kontrol noktasına iyi yerleşmiş, Hellenistik
Dönem’de, belki de İ.Ö. 3. yy.’da tahkim edilmiştir. Öyle görünüyor ki Taşkapı, çok yakın
olan bir sivil topluluğun siyasi egemenliği altındaydı, bu Adada olmalı. Territoriumu çok
geniş olan Adada’nın toprakları batıda Kestros (Aksu) ile doğuda Eurymedon (Köprüçay)
nehirlerinin arasında uzanıyordu ve kuzeyde de Timbriada’nın topraklarına sınırdı.
Adada’nın bu geniş territoriumunun güney batısında, Yazılı Kanyon’a kadar olan kesiminin
kontrolünü Taşkapı’da bulunan “garnizon”un yaptığını düşünebiliriz. 

* Prof. Dr. M. Özsait
İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Eskiçağ Tarihi Anabilim Dalı, Laleli-İstanbul
E-mail: mehmetozsait@hotmail.com

Prof. Dr. G. Labarre
Université de Franche-Comté (Besançon, France)
E-mail: guy.labarre@univ-fcomte.fr

N. Özsait
Erenköy, Bayar Cad. Eser Apt. No: 7/24, Kadıköy - İstanbul

İ. Güceren
Isparta Müzesi, Isparta

Özet Listesi