Ana Sayfa Sayılar Yayın İlkeleri Sipariş Formu Linkler İletişim English
Detaylı Arama  
Akdeniz Medeniyetleri Ara?t?rma Enstits
Akmed etkinlikleri ve duyuruları hakkında bilgi almak isterseniz listemize üye olunuz.
E-Mail:
İsim:
Soyisim:
 
 
 
 

Ö Z E T

Antalya Bölgesinde İtalyan Arkeoloji Heyetleri
Mevlüt ÇELEBİ*
Yunanca “eskinin bilimi” anlamına gelen arkeolojinin kavram olarak tanımı şudur: “Geçmişte yaşayan insanların elinden çıkan, yarattığı her türlü eseri keşfeden, bilimsel yöntemlerle ortaya çıkaran, inceleyen bilim dalı.” Arkeolojinin ortaya çıkışı 19. yüzyılda olmuştur.

Avrupa’nın büyük devletlerinin 19. yüzyılda, kendi ülkeleri dışındaki arkeolojik kalıntılara verdikleri önemin artmaya başladığı bilinmektedir. Bu ilgiyi sadece insanlık tarihinin geçmiş dönemine ait eserlere olan ilgiyle açıklamak yeterli değildir. Avrupa ülkelerinin zengin kaynakları nedeniyle ilgilendikleri Doğu memleketlerinin tarih, kültür, din, örf gibi yönlerini öğrenmek için oryantalizme de büyük önem vermeleri aynı yüzyıla rastlamaktadır. Bu ve benzeri bilimsel araştırmaların Avrupa devletlerinin emperyalist emellerini gerçekleştirmek için yardımcı unsurlar olarak görüldüğünü Batılı bilim adamları da kabul etmektedirler. Adı geçen yüzyılda arkeolojiye verilen öneme paralel olarak arkeolojik eserlerin çok sayıda bulunduğu alanlara olan ilgi de artmıştır. Pek çok medeniyetin kurulduğu Anadolu’ya sahip olan Osmanlı Devleti toprakları arkeolojik incelemelere sahne olmuştur. Başta Alman olmak üzere, Avusturya, Fransa, İngiltere gibi ülkelerden gelen arkeologların ilk sırada yer aldığı bu çalışmalar sonucu pek çok arkeolojik eser bulunarak gün ışığına çıkarılmıştır.

Osmanlı idarecilerinin de yardımcı olduğu anlaşılan kazılar sonucu pek çok arkeolojik eser ortaya çıkarılmak suretiyle insanlık tarihine katkıda bulunulmuştur. Ne var ki, Anadolu’ya gelen bütün arkeoloji heyetleri sadece bilimsel araştırma yapmakla yetinmemişler; bir kısmı ülkelerinin Anadolu’ya nüfuz etmesinin alt yapısını hazırlamışlardır. Söz konusu dönemde yapılan kazılarda çıkarılan tarihi eserlerin yurt dışına, çoğunlukla Osmanlı Hükümetinin bilgisi olmadan çıkarılmış olduğu ve pek çok ülkenin müzesinde sergilenen bu eserlerin ülkemize geri getirilmesi sürecinin devam ettiği bir gerçektir.

Anadolu’da egemen olmak isteyen İtalyanların da arkeoloji çalışmalarına 19. yüzyılda başladıkları kabul edilmektedir. Ancak, Anadolu topraklarının İtalyan arkeoloji heyetlerinin faaliyetlerine sahne olması Birinci Dünya Savaşının hemen öncesindeki yıllara rastlamaktadır. Trablusgarp Savaşından sonra güneybatı Anadolu’ya egemen olmak isteyen İtalya, 1913’te Antalya’da bir konsolosluk açtı. Konsolos olarak atanan Agostini Ferrante, bölgedeki eski eserlere sahip çıkar şekilde davranmaya başladı. İtalya, Antalya ve civarında hak iddia ederken kendisini Roma İmparatorluğu’nun mirasçısı olarak görmüştür. Böyle olunca da, eski eserleri incelemek ve ortaya çıkarmak için girişimlerde bulunmuştur. Ne var ki, bu heyetler yalnızca arkeolojik incelemeler yapmamış; aynı zamanda bölgeyi İtalyan nüfuzuna hazırlayacak çalışmalar da yapmışlardır. İtalyan yayılmacılığının öncüleri olan arkeoloji heyetlerine mensup bilim adamları, ülkelerine dönüşlerinde verdikleri konferans ve yazdıkları kitap/makalelerle İtalyan kamuoyunu Anadolu konusunda bilgilendirirken hükümetlerinin politikalarını oluşmasına da katkıda bulunmuşlardır. Nitekim İtalya’nın Birinci Dünya Savaşına girerken İngiltere ve Fransa ile imzaladığı Londra (26 Nisan 1915) ve St. Jean de Maurienne (8 Ağustos 1917 ) gizli antlaşmalarında, arkeoloji heyetlerinin çalışma sahasını nüfuz bölgesi olarak seçmesi rastlantı değildir.

Araya savaşın girmesi yüzünden İtalya’nın bu niyet ve girişimleri sonuçsuz kalmıştır. Fakat savaşın son ermesiyle birlikte İtalyanlar, Anadolu’da işe bıraktıkları yerden başlamışlardır. Gizli antlaşmalarla kendilerine vaat edilen yerleri işgal eden İtalyanlar, buralarda arkeolojik incelemeler yaptılar; antik dönemden kalan eserleri onardılar. Biagio Pace, Roberto Paribeni gibi arkeologlar, halkı kendi yanlarına çekmek için ülkeleri lehinde propaganda yaptılar. İtalyan arkeologlar, çalışmalarını bazen Osmanlı Hükümeti’nin bilgisi dâhilinde yapmışlar; kimi zaman kendi başlarına hareket etmişlerdir. Ortaya çıkarılan eski eserlerin hükümete bilgi verilmeden koruma altına alınması Osmanlı Devleti’nin tepkisine yol açmıştır. Belgelerden anlaşıldığı kadarıyla, İtalyan araştırmacılar, buldukları bir takım eski eserleri hükümete haber verme ihtiyacı duymadan ülkelerine götürmüşlerdir. Bu durumda olan eserlerin tam bir listesini çıkarmak mümkün değilse de, Osmanlı makamları arasında, İtalyanların çıkardıkları eserleri memleketlerine götürdüklerine dair yazışmalar metin içerisinde verilmiştir. Hükümetin tepkisine rağmen İtalyan arkeologların incelemeleri işgal dönemi boyunca devam etmiştir. Türk ordusunun kazandığı zafer, Anadolu’daki İtalyan arkeoloji heyetlerinin faaliyetlerine son vermelerine yol açmıştır. Bu dönemdeki kadar olmasa da, Cumhuriyetin ilk yıllarında da bazı İtalyan arkeologları, Ankara Hükümetinin izniyle Anadolu’da çalışmışlardır.

Anadolu; geçmişte Roma İmparatorluğu egemenliğinde kaldığı için İtalyan arkeologlarının ilgisini çekmiştir. Bu ilgi günümüzde de devam etmektedir. Fakat bu çalışmalar, geçmişte İtalyanların hedeflerinden farklı olarak, dost iki ülkenin bilimsel işbirliği şeklinde yürütülmektedir. Bu çalışmaların sonuçları da kitap, makale ve sergi şeklinde Türk ve İtalyan kamuoylarıyla paylaşılmaktadır.

*Doç. Dr. Mevlüt Çelebi
Celal Bayar Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü, Manisa.
E-mail: mevlutcelebi@yahoo.com

Özet Listesi