Ana Sayfa Sayılar Yayın İlkeleri Sipariş Formu Linkler İletişim English
Detaylı Arama  
Akmed Anmed Web Sitesini Ziyaret Etmek ?in T?klay?n?z.
Akmed etkinlikleri ve duyuruları hakkında bilgi almak isterseniz listemize üye olunuz.
E-Mail:
İsim:
Soyisim:
 
 
 
 

Ö Z E T

Aziz Theodoros’un Holmoi (Isauria) Yakınlarındaki İbadet Alanı Yeniden Keşif
Guntram KOCH*
Bizans İmparatorluğu’nun önde gelen azizlerinden olan Theodoros, Bizans ordusunun da hamilerinden biri olmuştur. Olasılıkla İ.S. 306 yılında Amaseia’da (Amasya) şehitlik mertebesine ulaşmış olan Theodoros’un cesedi Eukhaïta’ta getirilir ve burada defnedilir. Hemen ardından Hıristiyan hacıların akınına uğrayan Eukhaïta’da çok sayıda ve farklı yapıların meydana getirdiği büyük bir ibadet merkezi oluşur. Bu merkez, Khalkedon’daki (Kadıköy) Euphemia, Efes’teki (Selçuk) Johannnes ve Seleukeia (Silifke) yakınlarındaki Thekla (Ayatekla) ile birlikte Anadolu’daki 4 önemli hac merkezlerinden biri olur. Nysa’lı Gregorios’un 7 Şubat 381’de Thedoros onuruna Euchaïta’da yapılan kilisede verdiği vaazda, bu yapının anıtsallığı ve oldukça zengin donanımından övgüyle söz edilir; bu metin Hıristiyanlık ikonografisi’nin başlangıcı açısından büyük önem taşır ve martiriumu tanıtan en erken anlatımlardan birisidir. İmparator 1. Anastasios (491-518) Dönemi’nde kent statüsü kazanan ve bir piskoposluk merkezi olan Eukhaïta, Anadolu içlerinin 11. yy. sonlarında Selçuklular tarafından ele geçirilmesi ile birlikte gittikçe unutulmaya yüz tutar. Kilise ve ibadet alanındaki diğer yapılar hiçbir yapı kalıntısı bırakılmayacak bir şekilde ve bilinmeyen bir tarihte tahrip edilir. Bu tahribata karşın Eukhaïta’nın, Avgat Köyü (günümüzde Beyözü) olduğu saptanır. Antik adın yaşatıldığı bu köy Amasya’nın yaklaşık 50 km. batısında yer alan Mecitözü’nün birkaç km. kuzeyinde yer alır. Son yıllarda Eukhaïta’da yapılan araştırmalarda bu ibadet merkezine ait bazı mimari parçalar ve yazıtlar ele geçmiştir (krş. dn. 11).

Saygınlığı Bizans İmparatorluğu’nda hızla yayılan Aziz Theodoros, özellikle Anadolu’nun diğer bir köşesinde, güney sahillerdeki İsauria’da da onurlandırılmış olmalıdır. Kendisi, anlaşıldığı kadarı ile buradaki erken dönem bir kutsal alanın hakimi Apollon Sarpedonios’un yerine geçmiştir. İbadet merkezinin yaklaşık konumu, Seleukeia’nın (Silifke) kuzey limanı yakınlarındaki Holmoi (Taşucu Res. 1) olarak uzun zamandır bilinmekte idi. Kaynaklarda gerek Apollon Sarpedonios’un 4. yy.’da olasılıkla deprem sırasında tahrip olan bir mağaradaki kutsal alanı, gerekse Theodoros’un ibadet merkezi hakkında çeşitli bilgiler aktarılmaktadır. Titizlikle bir araya getirilip değerlendirilen bu kaynaklardan (krş. dn 12) bazı pasajlar yukarıdaki Almanca metince yansıtılmıştır. Henüz 15. yy.ın ikinci yarısına kadar uzanan bu kaynaklardan, 1852-53 yıllarında bölgeyi ziyaret eden ve 1861 yılında kalıntıların tanımı yanında bir de resmini yayınlayan V. Langlois özel bir önem taşımaktadır. Ardından, 1891 yılında R. Heberdey ve A. Wilhelm tarafından buna ilişkin bilgiler verilir. Kilikia ve İsauria hakkındaki tüm kaynakları titizlikle değerlendiren H. Hellenkemper ve F. Hild, 1983 ve 1985 yıllarındaki ziyaretleri sonrasında “1985 yılındaki araştırmanın gecikmiş (1986)” ve “tahmin edilen yerde hiç bir şey bulunmamış (1990)” olduğunu belirtirler.

Umutsuz görünen olaylarda bazen rastlantılar yardıma yetişirler: 1999 yılında öğrencilerle yapılan bir araştırma gezisi sırasında ziyaret ettiğimiz Mylai’da (Manastır) karşılaştığımız genç bir çoban bize, büyük annesinin anlattığı, ancak kendisinin hiç gitmediği bir manastırdan söz etmişti. Burasının R. Heberdey ve A. Wilhelm’in “Monastir” olarak tanımladıkları ve sahil yolunun altındaki kayalık bir uzantı (Res. 3) olduğu ortaya çıktı. Bizim kısa ve zorlu bir ziyaretimiz sırasında dolgu, bitki kaplı olması ve erozyona rağmen halen in situ konumdaki duvarları az da olda görmemiz olası olmuştu. Üzerlerinde kısmen günümüz yolunun bulunduğu iri ve nitelikli işçiliğe sahip bloklar kuzeye uzanan sınırı oluşturmaktadır (Res. 4-5). Kalıntılar kilisenin kuzey duvarından çok temenosa ait olmalıydı. Batıdaki, kuzeye uzanan bir girintiye ulaşan küçük koya doğru kuzey-güney yönünde bir duvar karşımıza çıkmıştır. Bunun da batısında ikinci bir duvar uzantısının kalıntıları yer almaktadır (Res. 7; sağda nartheks?). Tahmin edilen yapının doğu yönünde bir apsis ya da doğu duvarı hakkında bir ize rastlanmamaktadır. V. Langlois’nın 1852-53’te yüzeyde gördüğü mozaik taşlarından eser kalmamıştır. Büyük ve (anlatıma göre) anıtsal yapıya ait en belirgin kanıt, yoğun harç katkılı ve yıkılmış olup küçük ve iyi işçilikli bloklar ile kaplanmış bir duvar kütlesi olmuştur (Res. 6 sol. 8). Bu duvar parçasının, izlenebilen kavisli yapıya göre bir yan apsisten kaynaklanma olasılığı vardır. Küçük bir yüksekliğe sahip bir parça harçlı kütle olasılıkla bir payandanın çekirdeğini oluşturmakta idi (Res. 6-7). Bunlar yanında, kayalara oyulmuş ve denize ulaşılabilen basamakların izleri açıkça görülmektedir; batı yöndeki koya yönelen basamaklar oldukça aşınmış olmalarına karşın biraz daha iyi korunmuşlardır (Res. 7 sağ). Açık denize açılan güney yönde de birkaç basamak parçası izlenebilmektedir.

Görüldüğü kadarı ile güneydeki durumun anlaşılmasında gezginlerin anlatımları yardımcı olabilecektir. Mylai’ın (Manastır) doğusunda bir girintiye (Res. 3. 5 sol. 6 sağ) uzanan koy yer almaktadır. Bu girintideki mağarada Apollon Sarpedonios’un kutsal alanı yer almakta idi. Mağara İ.S. 4 yy.’daki kült ayinleri sırasında yıkılmış ve bu esnada çok sayıda Hıristiyan ölmüştür. Girintinin yamaçlarının yakın zamana kadar taş ocağı olarak kullanılmış olması nedeniyle antik yapılaşmaya ilişkin hiçbir iz kalmamıştır. Pagan kutsal alanının doğrudan üzerinde olmayıp, onun girişi önünde, diğer bir deyişle girintinin güneydoğusundaki kayalık uzantı üzerinde bilinmeyen bir dönemde Theodoros için bir kilise inşa edilmiştir. Hıristiyan hacılar, demir atmaya uygun koy nedeniyle deniz yolu ile de gelinebilen ve basamaklarla ulaşılabilen kiliseye, 3 km. uzaklıktaki Holmoi’dan (Taşucu) karayolu ile de gelmekte idiler. Kilise, tüm kaynaklarda belirtildiği gibi oldukça büyük ve alışılagelmişin dışında bir plan ve kesite sahip olmalı idi. Bunun, Ortaçağ’ın bir gereği olup olmadığı söylemek günümüzde olası olmasa da, Seleukeia’daki (Silifke) kalenin boyutları yada Aziz Theodoros Kilisesi’nin bir kaç km. güneybatısındaki bir kale yapısı (Norberd, günümüzde Tokmar Kalesi) göz önüne alındığında bu düşünce akla gelmektedir. Hac merkezine ait diğer yapıların nerede yer aldıkları sorusu henüz yanıtlanamamaktadır. Kilisenin doğusundaki kayalar denize doğru dik bir şekilde alçalmaktadır ve üzerlerinde teraslamalar göze çarpmamaktadır. Kilisenin batısında, koyun karşı kıyısında ibadet merkezi kompleksine ait olduğu varsayılabilecek Geç Roma – Erken Bizans Dönemine ait küçük bir hamam yapısı yer almaktadır (Res. 9). Diğer yapılar ise girintinin güney ucunda yer almış olabilirler; ancak, yol ve taş ocakları nedeniyle orijinal durumları tamamen tahrip edilmiştir. İbadet merkezinin işlevini ne zaman kaybettiği ve terk edildiği bilinmemektedir. Çok uzakta olmayan Thekla İbadet Alanı’nın 14 yy. içlerine kadar varlığını sürdürdüğü göz önüne alındığında, bu Theodoros İbadet Alanı’nı için de söz konusu olabilecektir. Mylai yerleşmesi, bilinmeyen bir dönemde Aziz Theodoros’un manastırından Türkçe adlandırma olan Manastır’a dönüşmüştür.

Yukarıda anlatılan birçok unsur, Holmoi yakınlarında ve Mylai’ın doğusunda alçalan kayalık uzantıların üzerindeki kalıntılarının Aziz Theodoros’un ünlü haç merkezine işaret etmektedir. Bu merkezin büyük oranda ortadan kalkmasına, kısmen birçok antik ve Bizans kentinde de ürkütücü boyutlara ulaşan tahribatlar yol açmıştır. Bunda, hemen deniz kıyısında ve deniz seviyesinin birkaç metre yukarısında yer alması da etken olmuştur. Göründüğü kadarı ile güneydeki kesintisiz dalgaların etkisi ile kayaların, dolayısıyla basamakların da büyük bir bölümü parçalanmıştır. Sahil yolunun genişletilmesi çalışmaları da, güneydeki Theodoros İbadet Merkezi’ne yönelik diğer bir tehdittir. Merkezin çalışmalar öncesi temizlenip özenle incelenmesi, fotoğraflanması ve ölçümlerinin yapılması, bununla da en azından bilim adına bir şeyler yapılması ümit edilmektedir.

*Prof. Dr. Guntram Koch
Christlich, Archäologisches Seminar, Biegenstr. 11 D 35032 Marburg – Deutschland.
E-mail: kochg@mailer.uni-marburg.de

Özet Listesi