Ana Sayfa Sayılar Yayın İlkeleri Sipariş Formu Linkler İletişim English
Detaylı Arama  
Akmed Anmed Web Sitesini Ziyaret Etmek ?in T?klay?n?z.
Akmed etkinlikleri ve duyuruları hakkında bilgi almak isterseniz listemize üye olunuz.
E-Mail:
İsim:
Soyisim:
 
 
 
 

Ö Z E T

Senitli’den Yeni Yazıtlar (Pisidya)
Mehmet ÖZSAİT* - Guy LABARRE** - Nesrin ÖZSAİT***
1987 yılından itibaren, antik Pisidya Bölgesi’nin kuzeydoğusunda, Eğirdir Gölü’nün (Limnai) doğusu ile Beyşehir Gölü’nün (Caralis) batısında uzanan Anamas Dağları (Dedegöl) ve uzantılarının farklı yükseltilerinde yer alan kesimleri tarafımızdan sistematik olarak araştırılmaya başlanmıştır. Birçok yerinde 2000 metreden fazla yüksekliği olan bu dağlar bölgedeki ulaşım için büyük engel teşkil ederler. Bölgede, esas olarak 1996 yılı araştırmalarımızda Isparta’nın Aksu İlçesi’nde, merkezde, Akçaşar Mahallesi’nin 2 km kuzeyinde, Asar Tepe olarak bilinen kesimde kurulmuş olan Timbriada (Mirahor) ile Aksu’nun 15 km güneydoğusunda, Terziler Sivrisi’nin eteklerinde kurulmuş olan Tynada antik kentlerinde kapsamlı olarak çalışıldı. Sonra, Aksu İlçesi’nin kuzeydoğusundan akan ve Köprüçay’ın (Eurymedon) ilk kollarından olan ve Başpınar ile Sorgun kaynaklarının suyunu taşıyan Zindan Deresi Vadisi’ne gelinmiştir. Burada, Roma Çağı’nda yapılmış olan bir köprü geçildikten sonra, nehir tanrısı Eurymedon’a ithaf edilmiş bir kutsal alanın bulunduğu Zindan Mağarası önünden, Zindan Deresi boyunca kuzeye doğru gidildi. Başpınar kaynağı önünden çıkılan ve Gülbahar Dağı’nın kuzeydoğu eteklerinden itibaren uzanan Sorgun Yaylası’na (Sorgun Alanı) gelindi. Yaylayı sistemli olarak araştırdık. Burada, şimdi Sorgun Barajı’nın suları altında kalan ve bir Roma Çağı yerleşmesi üzerindeki Yörük Mezarlığı’nda, mezar taşı olarak kullanılmış bir kısım Roma mimari taşları ile keramikleri yanı sıra, delikli büyük ezgi taşları gördük. Buradan itibaren sekiz kilometre kuzeydeki araştırmalarımızda, etrafı ormanlık yükseltilerle çevrili Senitli Yaylası’nın orta kesiminde, Pisidçe ve Grekçe yazıtlar da veren bir antik şehir kalıntısı bulduk. Yapılar, tepeler üzerinde ve genellikle güneye doğru açılan bir yamaç üzerinde, biri yüksek, iki tepenin etrafında ve onların aşağı eteklerine doğru olan kesimde toplanmışlardı (Res. 2-4). Hemen her şey olabildiğince tahrip edilmiş, yapı elemanları yerleşmenin her tarafına dağılmıştır. Yüksek tepenin eteğinde yer alan aşağı tepedeki iki yapının, iyi kesilmiş blok taşlardan oluşan duvarlarının özenle inşa edildiği görülmüştür (Res. 5-7).  Bu yapılar kamu yapısı ya da dini bir fonksiyon taşıyan binalar olmalılar. İyice harap olmuş, taş yığını haline gelmiş kalıntılar içinde kaç evin olduğunu tahmin etmek imkânsızdır. 1996 yılında görüp incelediğimiz epikorik -Pisidçe yazıt- ve birkaç mimari parçayı,  2006 yılındaki araştırmalarımızda bir yaylacının evinin duvarında gördük. Yapı elemanlarının büyük bir kısmı tepenin yamacı boyunca, aşağıya, ovaya doğru yuvarlanarak dağılmışlardır.

Yerleşmenin bulunduğu yükseltilerin 350 m kadar batısında yükselen ve ovayı çevreleyen tepelerin ovaya doğru olan doğu yamacında bulunmuş olan nekropol, kaçak kazılarla son derece tahrip edilmiştir (Res. 9). 2001 yılında ve bölgeyi daha iyi tanımak amacıyla da 2006 yılında bir kez daha ziyaret ettiğimiz Senitli’de, yazıtlı-yazıtsız ve kabartmalı otuz kadar mezar steli bulunmuştur. Burada, bunlardan yazıtlı dört stel (Res. 10-18) ile yazıtsız - kabartmalı birkaç stel parçaları konu edilmiştir (Res. 19-26). Yerleşmede ve mezarlık alanında, mimari elemanlar ve stel parçaları yanı sıra, oldukça yaygın olarak, Roma Çağı’na ait keramikler de görülmektedir.

1. Yazıt: Nekropolün alt kesiminde bulunan bir adak anıtına ait yazıtlı bir sütun parçası. Yazıtta geçen farklı aileden üç erkek birlikte bir anıt dikmişlerdir (Res. 10-12). Bu mezar anıtını dikenlerden birinin adı, Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde de köküne rastlanabilen yerli isimler kategorisinden olan “Bois”dir.

2. Yazıt: Senitli yerleşmesinin batısında yer alan tepenin eteğinde bulunan mezar steli üstten ve sağ kısmından kırılmıştır. İçerik ve yazı özelliklerinden dolayı İ.S. 3. yy.’ın ikinci yarısına tarihlenmektedir (Res. 13-14).

3. Yazıt: Senitli yerleşmesinin olduğu iki tepenin eteğinde bulunmuştur.  Gri kalkerden yapılmış sekiz satır Grekçe metin olan bir mezar steli. Üst kısmı kırık olduğundan ölen kişinin adını bilemiyoruz. Metinde geçen Aurelius adı bize yazıtın İ.S. 212 yılından sonra yazıldığını göstermektedir (Res. 15-16).

4. Yazıt: Alınlığı kırılmış, beyaz kalkerden, kabartmalı bir mezar steli. Bir pedestal üzerinde, ayakta bir erkek ile oturmuş bir kadın. Kadının başının her iki yanında birer rozas görülmektedir. Stelin orta kesiminde, alınlığın altında Grekçe iki satır yazı (Res. 17-18).

Steller, bölgede tanıdığımız Pisidia-Aksu veya Sofular tipinde ve kabartmalıdır,  orta ve yan akroterli ve üçgen alınlıklıdır,  genellikle alt kısmından alınlığa doğru hafif daralmaktadır. Aynı daralma yan yüzlerde de görülür. Arka yüzleri bombeli olup yan yüzler dardır. Ön yüzlerde yüksek kabartmalı tek, iki veya üç figür görülmektedir. Erkekler kısa tunik veya genellikle himation giyimli, kadınlar hiton-himation giyimlidirler. Başları örtülü olup genellikle oturmaktadırlar (Res. 17-21). Bulduğumuz stellerin hemen hepsi kırılmıştır. Yazıtsız steller çoğunluktadır.

Burada kullanım amacına göre üç tip görülmektedir;

Birinci tip: Büyük boy gri kalkerden yapılmış olanlar, yazıtlı ve dikilen bir heykel ya da anıta işaret etmektedir.

İkinci tip: Daha küçük ölçülerde yapılan ve ölüleri tasvir eden kabartmalı steller.

Üçüncü tip: Sütun şeklinde mezar taşları olup, genellikle yazıtlı ve kabartmalıdır.

Gri kalkerden yapılmış stellerde kullanılan taş,  buradaki yapılarda kullanılanlarla da aynı karakterdedir. Buradan bu tür stellerin mahallinde yapıldığı sonucunu çıkarabiliriz. Buna karşılık, stel yapımında kullanılan beyaz kalker, dışarıdan, komşu bölge atölyelerinden gönderilmiş olmalı. Buradaki buluntuları yazı karakterine ve kabartmalarına göre genellikle İ.S. 2. yy. ve 3. yy.’a tarihleyebiliriz.

Grek alfabesinin Pisidialıların yüksek platodaki köylerinde kullanılmaya başlanması hellenizasyonun yayılmasına bağlanabilir. Sonuçta, buralarda Pisidya, Grek ve Makedonya özel isimleri birbirine karışmış olarak görülmektedir. Bir masraf gerektirdiğinden, köylülerin hemen hepsi anıtlar dikecek kadar ekonomik yeterliliğe ulaşamamıştı. Ancak geçim sıkıntısı çekmeyen sınıf bunları yapabiliyorlardı. Bu yazıtlardan bazılarının, yazdıran ailelerin  sadece soyadlarını değil de, daha geriye giderek soyağaçlarına inmeleri çok ilgi çekicidir. Burada söz konusu, farklı olmak isteği, belki atadan kalan zayıf bir onomastik, fakat daha fazla da şehirlerin soylu ailelerinin imajı açıkça görülmektedir. Bu Aksu İlçesi’nin kuzey­batısında Mirahor’da bulunan Timbriada’nın kültürel etkilerinin Eurymedon Vadisi vasıtasıyla yüksek Pisidya yaylasının içlerine kadar nüfuz ettiğini göstermektedir. Yalnız burada çözülmesi gereken bir sorun da var. Senitli’de bulduğumuz bu küçük yerleşme, Timbriada territoriumu içinde miydi? Acaba, nehir tanrısı Eurymedon kutsal alanına herhangi bir bağlılığı var mıydı? Sorun hâlihazırda bizim bildiklerimizle çözülmüş sayılmaz. Bölgede yapılacak kazı ve araştırmalarla ele geçecek olan epigrafik malzeme ile maddi kültür kalıntıları sorunların çözümüne önemli katkılar sağlayacaktır.

*Prof. Dr. Mehmet Özsait
İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Eskiçağ Tarihi Anabilim Dalı 34459 Vezneciler İstanbul.
E-mail: mehmetozsait@hotmail.com

**Prof. Dr. Guy Labarre
ISTA, Université de Franche-Compté, Besançon, France.

***Nesrin Özsait
Erenköy, Bayar Cad., Eser Apt. No. 7, Daire 24, Kadıköy – İstanbul

Özet Listesi