Adalya - Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Enstitüsü Yıllığı
Ana Sayfa Sayılar Yayın İlkeleri Sipariş Formu Linkler İletişim English
Detaylı Arama  
anakkale Seramikleri Koleksiyonu
Akmed etkinlikleri ve duyuruları hakkında bilgi almak isterseniz listemize üye olunuz.
E-Mail:
İsim:
Soyisim:
 
 
 
 

Ö Z E T

Roma Dönemi Pisidya’sında Nekropoller ve Mezar Anıtları
Neslihan YILMAZ*
Mezar mimarisi Anadolu’nun sivil topografyasında önemli bir yere sahiptir. Roma ve Yunanistan’da halkın önde gelenleri haricindekilerin şehrin resmi sınırı dahilinde veya yakınında gömülmesi yasaktı. Halbuki Anadolu’da farklı bir yöntem izleniyordu ve mezarlıklar yaşam alanlarına veya sivil bölgelere doğru sokuluyordu. Pisidya’da bu doku, İmparatorluk döneminde özellikle dikkat çekmektedir. Hellenistik Dönem’de mezarlıklar normalde şehir surları dışındaydı, fakat Augustus döneminde sağlanan barış ile surlar önemini yitirdi ve bazı durumlarda kısmen söküldü. Kentlerin büyümesine paralel olarak mezarlıklar da her yönde yayılmaya devam etti. Muhtemelen bu dönemde mezarlıklar yaşam alanlarına doğru da yayıldı. Böylece bazı kentlerde nekropolisler ile yaşayanların kenti nihayet birbirine karışmış oldu.

Pisidya kentleri, nekropolislerinin konumu açısından farklı durumlar sergilemektedir. Bazı kentlerde mezarlıklar ya kentten tamamen ayrı veya şehri kuşatırken diğer kentlerde yaşam alanlarına bitişmekte veya içine sokulmaktadır. Buna ek olarak bazı kentlerde evler ve mezarlar birbirine karışmış durumdadır. Fakat burada çağdaşlık sorunu gündeme gelmektedir. Bu durumda, iki olasılık söz konusudur. Birincisi, evler daha önceki dönemlere ait olup hâlihazırda terk edilmiş olabilir. İkincisi ise, evler, mezarlar hâlihazırda oradayken inşa edilmiş olabilir ama mezarlar yıkılmamıştır. Ancak genelde, Pisidya’da, Romalılaşmanın mezarlıkların planlanması ve daha sonraki genişlemeleri üzerine hiçbir etkisi görülmez ama İmparatorluk döneminde gelen refah sayesinde mezarlıklar sosyal gösteriş ve kamu reklamı için kullanılan mükemmel yerler haline gelmiştir.

Anadolu’nun diğer bölgelerinde olduğu gibi Pisidya’da da kahramanlaştırma kavramında bir değişiklik olmuştur. Bilindiği üzere İ.Ö. 7. yy.’dan itibaren heroonlar ve anıt mezarlar yalnızca kent kurucuları, kent tarafından onurlandırılan idareciler, hayır sahipleri, başarılı atletler ve askeri ‘kahraman’lara ithaf edilirdi. Klasik Dönem’de onların inşa ettiği heroon ve mozoleler kente belirli bir uzaklıkta yer alırdı. İ.Ö. 3. yy.’ın sonlarından itibaren bu geleneksel yaklaşım değişmeye başladı ve anıt mezarlar kente yaklaştı ve İ.Ö. 1. yy.’dan itibaren de kent içinde de inşa edildiler. Böylece İmparatorluk döneminde ‘heros – kahraman’ terimi orijinal anlamını yitirmişti. Çünkü artık, ölen her kişi ailesi tarafından bir ‘kahraman’ olarak tanımlanabilir ve mezarı da bir ‘heroon’ olabilirdi. Ancak bu tür mezarlar sadece mezarlıklarda yer almaktaydı. Bu değişiklikler Pisidya kentlerinde de aynen görülmektedir.

Pisidya’da görülen diğer mezar tipleri arasında ostothekler, lahitler, khamosorionlar, kaya lahitleri ve arkosoliumlar sayılabilir. Ostothekler dikdörtgen veya vazo formunda karşımıza çıkmaktadır. En yaygın olan dikdörtgen biçimli ostothekler Pisidya kalkanları, kılıçlar, girlantlar, kapılar vb. motiflerle bezelidir. Bunlara Sagalassos ve territoryumunda, Termessos, Selge, Sia, Kaynarkale, Pednelissos ve Kepez Kalesi’nde rastlanmaktadır. Vazo biçimli ostothekler ise yalnızca Sagalassos ve territoryumunda görülmektedir. Dikdörtgen ostotheklere benzer şekilde tipik Pisidya lahitlerinde de arkasında çapraz yerleştirilmiş mızraklar bulunan kalkanlar gibi silah motifleri ve ortada bir tabula ansata yer alır. Bu tip Sagalassos, Termessos, Ariassos, Sia ve Neapolis (Doyran)’de çok yaygındır. Girlantlı lahitler İ.S. 2. yy.’ın ilk yarısında görülmeye başlanmış ve bezemeleri Prokonnessos, Dokimeion, Aphrodisias ve Ephesos ana atölyelerindekileri izler. Bunların yanı sıra görülen yerel kreasyonlar ve bağımsız motifler de muhtemelen mezar sahibinin zevkine göre tasarlanmış olmalıdır. Hatta Selge ve Pednelissos gibi Pisidya kentleri bile Prokonnessos’un yarım bitmiş girlantlı lahitlerini kopyalamış ve kendi yerel tiplerini geliştirmiştir. Çok sık karşılaşılmasa da ‘Likya motif’li, ‘Torre Nova Tipi’, sütunlu lahit, khamosorion ve kayadan oyma lahitler gibi diğer lahit tipleri de Pisidya’da görülmektedir. İnhümasyon amaçlı kaya mezarları da Roma Dönemi Pisidyası’nda yaygındır. En yaygın tipi, Etenna’da çok sayıda karşımıza çıkan çoklu klineli ‘loculus tipi’dir. Bu açıdan Etenna inhümasyon kaya mezarlarının en yaygın olduğu tek Pisidya kentidir.

Kremasyonlarda kullanılan arcosoliumlar yalnızca birkaç kentte görülür. Sagalassos bu tip mezardan çok sayıda ve önemli bir koleksiyona sahip tek Pisidya kentidir. Sagalassos’un arkosoliumlarının tarihi bize hem arkosolium hem de lahitlerin, farklı gömme geleneğine ait olmalarına karşın aynı dönemde kullanıldıklarını göstermektedir. Kapıkaya’da da Roma İmparatorluk Dönemi’ne tarihlenmesi gereken çeşitli arkosoliumlar vardır. Bunların arasında intramural bir arkosolium Erken İmparatorluk Dönemi’ne tarihlenmelidir. Pisidya kentlerinde belirli mezar tiplerinin varlığı veya yokluğu ile dağılımları yukarıda açıklanmıştı. Belirli bir mezar tipi bazı Pisidya kentlerinde büyük miktarlarda karşımıza çıkmasına karşın görünüşe göre, nekropolislerle olduğu gibi Pisidya’da mezar tiplerinin dağılımında da gerçek bir coğrafi ayrım söz konusu değildir.

Anadolu’nun diğer bölgelerinde olduğu gibi Pisidya’da da mezarlar, ölülerin ‘evleri’ idi ve hatta (kapılar ve çatı biçimli kapaklar gibi) evleri de taklit ederlerdi. Ölünün evi iyi bakılmalıydı, saygı gösterilmeliydi ve talan veya kötü kullanıma karşı korunmalıydı. Böylece eski insanlar nihai istirahatgahlarını kamu belgeleri gibi çeşitli yollarla, bu tür durumlarda ceza uygulamalarıyla, ya da daha etkili olduğu düşünülen veya umulan lanetlerle belirlemişlerdir. Bu tür yazıtların sayıca çokluğunun, mezarların talan edilmesinin yaygın bir durum olmasından kaynaklanabileceği akla gelmekle birlikte bunun, bir yazım geleneği olabileceği de unutulmamalıdır.

Ölü kültü ve ölümden sonraki yaşam inançları hakkında maddi kanıtlar yetersiz olmasına karşın, mevcut veriler, kültürden kültüre değiştikleri için, kültürlerin yerel profillerini anlamamıza yardımcı olmaktadır. Günümüzde mezarların içindeki, çevresindeki veya onlarla ilintili durumdaki mimari unsurlar, yazıtlar ve tasvirler, ölüler için kült uygulamaları hakkında bilgi toplamanın başlangıç noktasını ve ana kaynaklarını oluşturur. Arkeolojik kanıtlardan bilinen uygulamalar arasında libasyon sunumu, sunular, mezar alanında ölünün onuruna ziyafet sayılabilir ki, bunlar zaten Hellenistik Dönem’den beri bilinen Roma Dönemi’nde de yaşayan kavramlardır. Pisidya’da mezar yakınındaki nişler ve sekiler ile libasyon çukurları, ölüler için yiyecek sağlama geleneğine işaret eder ki, bu zaten İmparatorluk genelinde yaygındı. Bu yazıda Pisidya’dan sunulan örneklerle İmparatorluk döneminde hem yeni formlar kullanılmaya başladığı hem de kahramanlaştırma kavramında değişiklik gerçekleştiği görülmekte, fakat yine de mezarlıkların, geleneklerin ve ölüm sonrası yaşama ilişkin inançlarla ilgili geniş çaplı bir değişikliğin gerçekleştiği saptanamamaktadır. Her şeyden önce, yolboyu mezarları, tapınak tipi mezarlar, vazo biçimli ostothekler ve kahramanlaştırmanın patlaması, bölgedeki Roma idaresinin dolaylı bir sonucu olarak yorumlanabilir.

*Neslihan Yılmaz
Catholic Leuven University, Blijde-Inkomstraat 21, 3000 Leuven, Belgium.
E-mail: Neslihan.yilmaz@student.kuleuven.be

Özet Listesi