Ana Sayfa Sayılar Yayın İlkeleri Sipariş Formu Linkler İletişim English
Detaylı Arama  
Akmed Anmed Web Sitesini Ziyaret Etmek ?in T?klay?n?z.
Akmed etkinlikleri ve duyuruları hakkında bilgi almak isterseniz listemize üye olunuz.
E-Mail:
İsim:
Soyisim:
 
 
 
 

Ö Z E T

Likya-Pisidia Sınırında Bulunan Belen ve Kelbessos Kuleli Çiftlikleri ve Kırsalda Güvenlik Konusu Üzerine Bazı Düşünceler
Nevzat ÇEVİK* - Süleyman BULUT**
İlk kez 1993 ve 2001’de keşfettiğimiz Kelbessos ve Belen kalıntıları bazı mimari özellikleriyle bölgede örneksiz olmaları ve yakın çevresinde bulunan bağlantılı diğer yapılarla birlikte kırsalda güvenlik konusunda sundukları verilerle ayrıntılıca incelenmek ve değerlendirilmek üzere bu makalenin asal konusu olmuşlardır. Bu bölgede Roma Dönemi küçük korunaklı yerleşimlerin varlığı diğer bölgelere de ışık tutacak gibidir. Belen ve Kelbessos kuleli çiftlikleri kırsaldaki korunma kaygılarına da bağlı olarak ilk kez burada topluca değerlendirilmiştir.

Belen ve Kelbessos kuleli çiftlikleri karşılaştırıldığında şunlar söylenebilir: İki çiftlik de doğal korunaklı kayalık tepeler üzerinde, aynı vadinin iki yakasından geçitleri, yolları ve geniş bir araziyi rahatlıkla görebilecek bir konumdadır. Ancak, Belen çiftliğinin egemen olduğu tarım arazileri, Kelbessos’a göre çok daha fazladır; genel planlama birbirine çok yakındır; benzer ölçü ve formda birer kule vardır. Belen kulesi iki katlıdır Kelbessos da iki katlı olmalıdır; her iki kulenin duvarlarında izodomik teknik kullanılmıştır. Kelbessos kulesindeki bloklar, hafif bosajlı ve de eğri kesimleriyle Belen’den ayrılırlar; Kule kapıları ikisinde de oldukça güvenli bir kilit mekanizmasına sahiptir; araziye göre biçimlenmiş çiftlik konutları ve işlikleri vardır; büyük hacimli, yaklaşık ölçülerde birer depo bulunmaktadır: Belen, dikdörtgen 63 m2, Kelbessos, dikdörtgen 54 m2. Fark olarak Belen deposu, kuleyle birlikte bir duvarla bağlanarak korumaya alınmıştır. Kelbessos çiftliğinde ise depo, diğer yapılardan izole edilmiştir. Belen iki, Kelbessos tek kapılıdır. Farklılıkları biraz dönemsel biraz da topografik nedenlere bağlıdır. Kelbessos çiftliğine genel planlama açısından baktığımızda Belen çiftliğinden ayrılan çok da bir şeyin olmadığı görünmektedir. Belen çiftliği İ.S. 3. yy. karışıklıklarıyla başlayan kriz döneminde yapılmış olmalıdır. Yapısal özellikleri bunu doğrular niteliktedir. Özellikle kulenin duvar ve taş işçiliği Typallia hamamıyla tam benzerdir. Çoğunlukla moloz taş ve harçla, kısmen de blok taşlar kullanılarak duvar ve tavanları örülmüş diğer yapılar tamamen Roma Dönemi’ndendir. Kelbessos kuleli çiftliğinin tarihi ise kuşkuludur. Kulenin duvar işçiliği hafif bosajlı taş yüzeyleri ve eğri kesimli yanal birleşmeleri nedeniyle Hellenistik gibi görünmesine karşın İ.S. 1 yy.’a tarihlenen Lyrboton Kome kulesinin bosajlı taş işçiliğiyle de çok benzerdir. Kelbessos kentinin sur duvarları ile kalenin batısında tek başına duran kule dikkate alındığında, doğuda savunma hattını tamamlayan söz konusu kulenin Geç Hellenistik - Erken Roma Dönemi’nde yapılmış olabileceğini, kulenin çevresindeki yapıların ise Roma Dönemi’nde eklenerek savunmalı bir Roma Dönemi çiftliğine dönüştürüldüğü öne sürülebilir.

Belen ve Kelbessos kuleli çiftliklerinin, Hellenistik Dönem’de Kilikya ve Pamfilya Bölgesi’nde tarımsal amaçlı inşa edilen kuleler ve Likya’daki kule çiftlikler ile karşılaştırdığımızda: Belen ve Kelbessos kuleleri boyut olarak, Likya, Pamfilya ve Kilikya örneklerinden genellikle çok daha küçüktür; Hellenistik çiftlik kuleleri genellikle 3 ya da daha çok katlıdır oysa bu örnekler iki katlı olmasıyla Likya kuleleriyle benzerlik gösterir; Belen kulesi, Likya ve Kilikya’dakiler gibi egemen olduğu tarım arazilerini gözetleyebilecek bir konumdadır. Kelbessos kulesi ise tarım arazilerinin yanısıra ana kente bağlantıyı sağlayan antik yol güzergahına ve tüm vadiye bakmaktadır; İki örnekte de görülen birimler ve egemen oldukları araziler, Kilikya ve Likya kule çiftliklerindeki gibi söz konusu kulelerin daha çok tarımsal amaçlı düzenlendiklerini gösterir; her iki kulenin duvarlarında görülen izodomik duvar tekniği, Likya örnekleriyle benzeşir. Kilikya kulelerinde ise yoğunlukla polygonal teknik tercih edilmiştir. Bosajlı duvarlarıyla Kelbessos kulesi ise Likya örneklerini anımsatır. Her iki örnekte yaşamsal mekanlar Kilikya ve Likya kulelerindeki gibi zemin kattan başlamaktadır. Ancak Çığlık gibi bazı örneklerde zemin kat, olasılıkla depo gibi işlevlere yönelik olarak yaşam bölümlerinin altında/dışında tutulmuştur; Belen ve Kelbessos örneklerinin barındırabileceği nüfus kapasitesi özellikle Kilikya örneklerine göre çok daha düşüktür; Belen kulesindeki dehliz, Likya, Pamfilya ve Kilikya örneklerinde görülmez.

Roma İmparatorluk Çağı’nda sağlanan güvenlik nedeniyle, savunma amaçlı kalelere/birimlere ihtiyaç kalmadığı yaygın bir görüştür. Çok sayıda Klasik, Hellenistik ve Bizans Dönemi savunma yapısının ele geçtiği Likya, Pamfilya, Kilikya gibi bölgelerde Roma Dönemi’ne ilişkin, bu konuda fazla bulgu olmayışı bu durumu desteklemektedir. Özellikle Augustus’la birlikte planlı bir şekilde yapılan yollar, askeri koloniler ve ekonomik önlemlerle İmparatorluğa huzur ve güven hakim olmuştur. Claudius’un İ.S. 43 yılında Likya’yı eyalete dönüştürmesinden sonra bu bölge, en azından ilk karmaşaların başladığı 3. yy. başına kadar çok iyi idari edilmiştir. Bu güvenli yaşam kısa sürmüş, özellikle 3. yy.’ın 2. yarısında savaşlar ve salgınlarla İmparatorluk düşüşe geçmiştir. Bunun sonucunda eyaletlerde karışıklık ve başkaldırılar başlar, çapulculuk yoğunlaşır. Özellikle kentlerin uzağında bulunan kırsal bölgelerdeki küçük birimlerde yerel güvenlik sorunları fazlasıyla artar. Çünkü eşkıyaların gücü kentlerden çok kırsal birimlere yeter.

Bu makalenin konusu olan örneklerin bulunduğu Doyran Vadisi’nin iki yakası boyunca uygun yerlerde konumlanmış bulunan irili ufaklı yerleşimler teritoryumdaki arazilerin ekilip-biçilip değerlendirilmesi konusunda önemli rol oynuyorlardı. Bunlardan tahkimatlı olanların özellikle ve sadece Likya-Pisidya sınırını oluşturan vadi boyunca dizili olanların ise birincil tarım işlevi ötesinde ulaşım ağının kollanmasında da rol üstlenmiş olmaları muhtemeldir. Hellenistik Dönem örneklerinin iyi bilindiği Likya’nın, çok bilinmeyen Roma Dönemi kırsal güvenliğinin nasıl olduğu konusu bu bölgedeki bulgularla biraz daha aydınlanmaktadır. Roma İmparatorluğu’yla birlikte değişen siyasi yapının yerel güvenlik sorunlarını çok değiştirmediği, benzer kaygılarla yerleşim ve çiftliklerin benzer savunma unsurlarıyla tahkim edildiği anlaşılmaktadır. Zira, Kilikya ve Pamfilya Bölgesi’nde Roma Dönemi’ne ait kule çiftliklerin yanı sıra aynı bölgede yerel savunma amacına yönelik yapılmış tek başına duran Roma Dönemi kuleleri de vardır.

Belen ve Kelbessos kuleli çiftlikleri, yukarıda değinilen kırsal güvenlik kaygıları nedeniyle Hellenistik örneklere benzer nedenlerden kaynaklanan bir oluşum göstermiştir. Hellenistik Dönem’deki kule çiftlikler tarım alanlarını, elde edilen ürünü, çiftlikte yaşayan insan ve hayvanları eşkıya ve çapulcuya karşı koruyabilme kaygısıyla inşa edilmiştir. Belen de benzer nedenlerle, aynı gelenek ve düşünceyle Roma Dönemi’nde yapılmış sıradışı bir örnek olarak karşımıza çıkar. Aynı durum Roma Dönemi’nde revize edildiği anlaşılan, ilk yapılış tarihini kesin olarak bilemediğimiz Kelbessos çiftliği için de söz konusudur. Belen örneğinin sıradışılığı sadece, bu bölgede Roma Dönemi’nde yapılmış kuleli çiftlik olmasından öte, benzersiz dehlizi ve çift kapılı sistemi gibi mimari detaylarından da gelmektedir.

*Nevzat Çevik
Akdeniz Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü, Kampüs 07040 Antalya.
E-mail: ncevik@akdeniz.edu.tr

**Lecturer Süleyman Bulut
Akdeniz Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü, Kampüs, 07040 Antalya.
E-mail: sbulut@akdeniz.edu.tr

Özet Listesi