Adalya - Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Enstitüsü Yıllığı
Ana Sayfa Sayılar Yayın İlkeleri Sipariş Formu Linkler İletişim English
Detaylı Arama  
anakkale Seramikleri Koleksiyonu
Akmed etkinlikleri ve duyuruları hakkında bilgi almak isterseniz listemize üye olunuz.
E-Mail:
İsim:
Soyisim:
 
 
 
 

Ö Z E T

Olympos ve Zeniketes’in Kalesinin Lokalizasyonu
Elif UĞURLU*
Doğu Lykia’da bulunan Olympos antik kenti Antalya’nın 80 km. güneyindedir. 19. yüzyıldan itibaren araştırmacıların ilgisini çeken kentin kuruluş tarihi hakkında bilinen en erken yazılı kanıtlar Lykia Birlik sikkeleriyle temin edilmiş ancak, son zamanlarda yeni kanıtlar da gelmeye başlamıştır. Hellenistik dönemden itibaren artan korsan faaliyetlerine Olympos’ta da rastlanılmaktadır.

İ.Ö. 2. yy.’dan itibaren korsanlığın yükselişe geçmesinin temel faktörlerinden biri Seleukosların deniz hâkimiyetini yitirmesidir. Ayrıca bu zaman diliminde Anadolu’daki kentlerin çoğu Roma ile mücadele içinde olup, çatışmalarda Kilikia’da yaşayan korsanlar tarafından desteklenmiştir. Hellenistik dönemde korsanların çoğu coğrafi konumunun uygunluğundan ötürü Kilikia Trakheia bölgesinde yaşamayı tercih etmiştir.

Roma ve güney kıyılarında yaşayan korsanlar arasındaki en erken savaş İ.Ö. 102’de gerçekleşmiş ve Marcus Antonius hem karadan hem denizden sefer düzenlemiştir. Roma'nın korsanları ciddi olarak önemsemeye başlaması Marcus Antonius'un seferinden yaklaşık 2 yıl sonra olmuş ve Roma senatosu, Lex de Provinciis Praetoris adı ile bilinen bir yasa çıkarmıştır. İ.Ö. 100’e tarihlendirilen yazılı kanıtlar Delphi ve Knidos'ta bulunmuştur. Bu yasa ile Roma hem Akdeniz’i korumayı hem dost ve müttefiklerinin denizde güvenli yolculuğunu sağlamak istemiştir.

Korsanlar İ.Ö. 1. yy.’da Kilikia Trakheia ve tüm kıyı sahili ile Taurus'un her iki yakasının iç kısmında hâkimiyet kurmuştur. Bu dönemde Side korsanlar için bir tersane ve Delos'tan sonra ikinci önemli köle pazarı olmuştur. Pamphylia'dan sonra, Doğu Lykia kıyılarındaki bazı kentler de korsanların eline geçmiştir. Anadolu’nun güney kıyılarında yaşayan korsanlar, Pontus kralı VI. Mithridates'in, Roma ile mücadelesine destek vermiştir. İ.Ö. 89–85 arasında yapılan I. Mithridates savaşında, Lucius Licinius Lucullus'un filo toplama çabalarının korsan saldırılarıyla engellenmesi, bunun işaretidir. İ.Ö. 80'lerde Roma başarılı sonuçlar elde etmekle birlikte, korsanlık devam etmiştir. Roma, Mithridates ile giriştiği savaşta, Kilikia’nın stratejik önemini kavrayarak, korsan ve çapulculuğun kökten yok edilmesine karar vermiş ve İ.Ö. 78’de Publius Servilius Vatia’yı Kilikia bölgesine göndermiştir.

Servilius'un İ.Ö. 78’de yola çıktığı düşünülmektedir. Antik yazarlardan da elde edilen bilgilere göre, Vatia ilk önce denizden saldırmıştır. Lykia hinterlandında Moagestes yönetici olmasına rağmen, Kibyratis muhtemelen Mithridates savaşlarının sonucu olarak korsanlar tarafından işgal edilmiştir. Vatia, karadan Taurus'un kuzey yüzü boyunca aynı anda ilerleyerek, korsanlara kuzey ve güneyden hücum etmiştir. Lykia bölgesinin doğu kıyıları dışında, bu dönemde korsanlıkla ilgili herhangi bir problemle karşılaşılmamakta hatta Lykialılar Strabon'dan büyük övgü almaktadır.

Lykia genelinde korsanlarla işbirliği tercih edilmemesine rağmen, Doğu Lykia’da durum daha farklı seyretmiş ve Romalıların huzurunu kaçıran karışıklıklar baş göstermiştir. Bölgede, Olympos Dağı ile aynı isimli kenti, Phaselis, Korykos ve Pamphylia'da pek çok yeri zapt eden korsan şefi Zeniketes vardır. İ.Ö. 1. yy.’ın başlarında Olympos ve diğer Doğu Lykia şehirlerinde Vatia’nın, beyliğini sona erdirmesine kadar hâkimiyet kurmuştur.

Olympos’ta yaşayan Zeniketes’in egemenlik alanı kıyıda Phaselis ve Pamphylia içlerine kadar yayılmıştır. İç kısımlardaki güç ve egemenlik alanını Mithridates Eupator'un Roma ile savaşı esnasında çıkan karışıklık döneminde genişletmiştir. Korsan şefine destek çıktığı düşünülen Kibyratis bölgesinde, Solyma Dağı ile geçitleri tutarak, karadan gelebilecek saldırılara karşı da korunmuştur.

Strabon'un, Artemidoros'tan aktararak verdiği bilgiye göre Olympos Lykia Birliği’nde üç oy hakkına sahip 6 şehirden biridir. En erken tarihi kanıtlar, İ.Ö. 2. yy.'da Lykia Birliği’ne üye olduğunun işareti sayılan gümüş sikkelerdir. Lejantında kullanılmıştır. Ancak kent Zeniketes'in hâkimiyetine girince, Birlik’ten ayrılmış olmalıdır. İ.Ö. 2. yy.'dan, İ.Ö. 1. yy.'a geçiş döneminde Birlik üyesi değildir ve İ.Ö. 1. yy.’da ilişkisi tamamen sona ermiştir. Lagina Hekate kutsal alanında bulunan bir yazıtta, Lykia Birliği’ne üye şehirlerin adı geçmekte ama Olympos’a rastlanılmamaktadır. Olympos’un yerini Limyra almış olmalıdır. Bu yazıtın tarihinin İ.Ö. 81 olmasına dayanarak, Olympos’un Birlikten ayrılmasının en geç İ.Ö. 81’de gerçekleştiği önerilmiştir. Bununla birlikte bu tarihin geç olduğunu ve daha önce Birlikten ayrıldığını düşünüyoruz. Olympos ve Phaselis'in Birlik sikkeleri Seri 1'de bulunmuştur. Seri 2 ve 3 ait olanlar Pseudo-Birlik sikkeleridir. Bu sikkeler, gerçek Birlik sikkelerini taklit etmesine rağmen Birlik adını taşımamıştır. Sikkelerin politik içeriği ve tam tarihleri hakkında kesinlik bulunmamakla birlikte, İ.Ö. 100–77 arasına yerleştirilmiş ve Olympos ile Phaselis’in, Birliğin amaçlarına yönelik sikke basmadığı için lejant taşımadığı ileri sürülmüştür. Phaselis ve Olympos'un Birlikten ayrılmasını Pseudo-Birlik sikkeleriyle bağlantı kurarak açıklamak son derece mantıklı görünmektedir.

Olympos'un İ.Ö. 104–100 yılları arasında Zeniketes'in hâkimiyetine girdiği ve Birlik’ten yaklaşık bu tarihlerde ayrıldığı fikri makuldür. Pseudo-Birlik sikkelerinin İ.Ö. 100 civarında başlama olasılığı da buna mantıklı bir katkı sunar. Kentin Birlik’ten çıkış tarihi yaklaşık İ.Ö. 100 civarı kabul edilirse –ki, elimizdeki veriler buna götürür; Zeniketes ya da onun akrabaları tarafından kentin İ.Ö. 78–77 yıllarına kadar yaklaşık yirmi-yıl süresince yönetildiği sonucuna ulaşılmaktadır.

Benndorf, Zeniketes’in korsanların arasında şef konumuna gelen Kilikialı bir demirci olduğunu önermiştir. Ancak, Zeniketes’in Kilikialı değil, aksine yerli olduğuna inanan araştırmacılar da vardır. Zeniketes, Dodona Zeus'una demirden bir strigilis sunmuştur. Bölgenin yerlisi olduğuna dair ileri sürülen öneri, Vatia Olympos'u zapt ettiğinde, kendini kalesinde savunması ve ölmesini destek alarak getirilmiştir. Zeniketes'in Kilikialı olduğuna dair yaptığımız araştırmalarda çok açık ifadeler bulamadık. Zeniketes'in bölgenin yerlisi olma ihtimali ile ilgili diğer bir veri, o ve belki akrabalarının uzun sayılacak bir zaman diliminde Olympos’ta egemenlik sürdüğü olasılığına dayanılarak getirilebilir. Bu kadar uzun bir süre neden Olymposlular hiç başkaldırmamıştı sorusu akla gelmektedir –ki, bunun da cevabı yukarıda söz edildiği gibi, belki yönetimden halkın kendisi de memnundu ve içlerinden birini yaklaşık yirmi yıl süresince yönetici olarak görmeyi tercih etmişlerdi biçiminde verilebilir. Zeniketes'i desteklemeselerdi; Roma’nın onlara daha farklı davranacağı açıktır ama tersiyle karşılaşılmıştır. Servilius tarafından cezalandırılmış ve kent ciddi tahribe uğratılarak, zengin hazineleri Roma’ya götürülmüştür. Cicero, ayrıntısı ile bu durumdan söz etmiştir.

Olympos'un, Zeniketes ile yaptığı işbirliği ya da belki yönetiminden şikâyeti olmadığı için isyan etmemesi; Roma’nın kenti cezalandırmasıyla sona ermiştir. Bu durum Troxell tarafından da ortaya konmuş ve eğer zorla alınan bir kent olsaydı, bu kadar şiddetli bir cezaya maruz kalmayacağı belirtilmiştir. Bir diğer veri Strabon'un, Zeniketes'in savaşta yaşadığı kaleyi terk etmediği ifadesine dayanarak getirilebilir Adak’ın önerisine katılıyoruz. Zeniketes, Servilius'a karşı Olympos Dağı’ndaki kalesini savunmuş ve sonunda evini yakarak, ölmüştür. Yaklaşık yirmi yıl yörede hüküm sürmüş bir kişi doğal olarak bölgeyi Romalılar’dan daha iyi biliyordu ve bunun sonucunda kaçmayı; deniz yolu ile mümkün olmasa bile, karadan, -eğer isteseydi başarabileceği düşünülebilir. Ama Zeniketes bir nevi "gemisini terk etmeyen kaptan" gibi mücadelesini sonuna kadar soyluca sürdürerek tıpkı daha sonra Marcus Antonius'a karşı Ksanthosluların yapacağı gibi, evi gördüğü topraklarda ölmeyi seçmiştir. Bu da Zeniketes'in bölgenin yerlisi olma ihtimalini makul bir hale getirmektedir. Roma İmparatorluk döneminde de Zeniketes adına Olympos ve Phaselis’te rastlanılması, onun bu topraklara yabancı olmadığının bir diğer belirtisidir.

Zeniketes'in kalesinin lokalizasyonu bugüne kadar tam olarak yapılamamış ancak, 1990'lı yıllarda Antalya Müzesinin Olympos çevresinde yaptığı araştırmanın sonucunda Göktaş olabileceği önerilmiştir.

Göktaş Kalesi Omurga Dağının kuzey yamacındadır. Bugün var olan kalıntılar Geç Bizans ve Osmanlı dönemlerine tarihlenir. Merkezde Hellenistik döneme ait duvarlar izlenebilmektedir. Deniz seviyesinden yaklaşık 170-175 m yükseklikte kayalık bir alan üstüne inşa edilmiştir. Göktaş Kalesinin Hellenistik döneme ait bölümü yalnızca I no’lu mekân olarak adlandırdığımız odanın batı köşesinde, kuzey-güney yönünde uzanan duvarda ve V no'lu mekânda izlenebilmekle birlikte, geç dönem kalesinin, Hellenistik dönem ait duvarların üstüne inşa edildiği anlaşılmaktadır. Hellenistik dönemde inşa edildiğini düşündüğümüz duvarlar, duvar kalınlıklarının ölçüleri ile Lykia’nın Hellenistik döneme ait savunma yapılarına (kale, kule-çiftlik) benzerlik gösterir. Strabon’da, Zeniketes’in kalesinin “Tüm Lykia, Pamphylia ve Milyas’ı gören bir dağ üzerinde” olduğu bilgisi verilmiştir.
Göktaş Kalesinin batı ve güneybatı yönlerinden deniz görülebilmektedir. Doğuda, hinterlandındaki dağlara görüş hâkimiyetine kısmen sahiptir. Kale, kayalık bir alan üstüne konumlandırılmış olmakla birlikte, etrafı düz ve tarıma elverişli topraklarla çevrilmiştir. Çevresinden bakıldığında kolay görülebilecek bir yerdedir. Ayrıca Strabon'un belirttiği "bir dağ üzerinde idi" tanımına deniz seviyesinden 170-175 m yüksekliği ile pek uymamaktadır. Gözlemleyebildiğimiz kadarı ile batıdan gelen gemileri görebilecek ve hinterlandındaki tepelerle haberleşecek görüş alanına sahiptir. Ancak doğuda görüş alanı kısıtlıdır. Göktaş Kalesinin belki yine korsanlar tarafından kullanılan ama sadece batıdan gelen müttefik ve düşman gemilerini görerek, hinterlandındaki yerleşimlere haber veren bir gözetleme kulesi veya çevresindeki tarıma elverişli alandan ve tespit edilen ezgi taşından ötürü kule-çiftlik olması daha güçlü bir ihtimaldir. Bu sebeple Zeniketes'in kalesinin başka bir yer belki de Adak’ın önerisi gibi, Musa Dağındaki yerleşim olarak düşünülmesi daha makuldür.

Musa Dağında bulunan yerleşim sur duvarlarıyla çevrilmiş ancak, batıda doğal kaya ile savunma sağlanmıştır. Doğuda duvarlar düzgün kesilmiş taşlarla meydana getirilmiştir. Kuzey ve güneydoğuda Bizans dönemi yapı kompleksleri yoğundur. Sur duvarları bir kısmı bosajlı ve pseudo-isodomik tekniktedir.

Adak, yerleşimin Hellenistik dönemde Ptolemaioslar ya da III. Antiokhos tarafından kurulan Olympos; aşağıdaki Olympos’un ise, Korykos olup, Roma döneminde adının değiştiği ve dağ kenti Olympos’un liman kenti Olympos’a bağlı bir köye dönüştüğü önerisini getirmiştir. Sadece üç tarihi olayda adı geçen Korykos’un lokalizasyonu için daha önce Atbükü önerilmiştir. Strabon’un tasvirine göre de Korykos’un, Olympos ve Phaselis arasında olması gerekir.

Adak’ın, Musa Dağındaki yerleşimi Olympos olarak lokalizasyon etme önerisini destekliyor ancak bütün yorumlarına katılmıyoruz. Öncelikle bugün Olympos adıyla bilinen kentin Korykos olarak lokalizasyonunu uygun bulmuyor ve önceki öneriler gibi daha kuzeyde Atbükü ve civarında aranması gerektiğini düşünüyoruz. Destek aldığımız verilerden biri; Olympos Büyük Hamamında bulunan ve yapıyı Lykia’nın erken tarihli hamamlarından biri haline getiren yazıttır. Tarih sahnesinde fazla önemsenmemiş, gelişmeyen ve MS. 45’ten sonra adı geçmeyen Korykos’a MS. 78’lerde yani adının kayboluşundan yaklaşık 25 yıl sonra neden İmparatorun desteği ile bir hamam inşa edilsin? Lykia’da Flaviuslar dönemine tarihlenen hamamların bulunduğu diğer kentlere bakıldığında; geçmişlerinde de önemli statülere sahip oldukları ve Pax Romana etkisiyle bu tür kentlerde yapılaşmanın arttığı gözlemlenmektedir. Ama Korykos’un, Olympos’un da sahip olduğunu bildiğimiz bu tür zenginlik ve statüsü bulunan bir geçmişi/tarihi yok gibi görünmektedir.

Yazılı belgelerle kanıtlanmasa da “gelişen bir kent” statüsünde olmasından ötürü Korykos’a bir hamam yapıldığı farz edilirse bile; adını ilerleyen dönemlerde koruyamayıp, dağ kenti Olympos’tan gelenlerin arasında asimile olması anlaşılamamaktadır.

*Ögr. Gör. Dr. Elif Uğurlu
Anadolu Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü, Kampüs - Eskişehir.
E-mail: eugurlu@anadolu.edu.tr

Özet Listesi