Ana Sayfa Sayılar Yayın İlkeleri Sipariş Formu Linkler İletişim English
Detaylı Arama  
Akmed Anmed Web Sitesini Ziyaret Etmek ?in T?klay?n?z.
Akmed etkinlikleri ve duyuruları hakkında bilgi almak isterseniz listemize üye olunuz.
E-Mail:
İsim:
Soyisim:
 
 
 
 

Ö Z E T

Antalya İli ve Anadolu'da Ele Geçen 13. Yüzyıl Anadolu Selçuklu Sekiz Kollu Yıldız Çinilerinde Görülen Motifler Üzerine Bir Yorum Denemesi
T.M.P. DUGGAN*

Antalya İli'nde Aspendos, Alanya ve başka yerlerde ve de Anadolu Selçuklu ülkesindeki diğer saray ve köşklerin duvar iç yüzeylerinde bulunan ve 1220 ile 1250 yılları arasında üretilmiş sekiz kollu yıldız çiniler ve haçvari çinilerin kontekste oturtulması bu makalenin konusunu oluşturmaktadır. Bu çinilerde görülen bazı motifler üzerine bir yorum ve söz konusu yapılarda 2 m. yükseklikte çini kaplamasında görülen bu motif gruplarının bütünü üzerine bir açıklama önerilmektedir. Önerilen yorum, dönemin kaynaklarına, Kur'an-ı Kerim'den ve Nizamü'1-Mülk, Ahmed Gazali, Feridüddin Attar, Muhyiddin ibn Arabi, Cela-leddin Rumi ve İbn-i Bibi'den alıntılara dayanmaktadır. Yazımız kısa bir girişi izleyen iki ana bölümden ve bunları izleyen sonuç önerilerinden oluşmaktadır; birinci ana bölümde kontekst, ikinci ana bölümde ise motifler irdelenmektedir.

Birinci ana bölüm beş kısma ayrılmıştır. Birinci olarak, bir kısmı bu tür çini kaplamayla bezeli Anadolu Selçuklu ülkesindeki köşk ve saraylar, ve de daha geniş çerçevede Büyük Selçuklu ülkesindeki köşk ve saraylar irdelenmektedir. İkinci olarak, hem dönemin saray yaşantısının ayrılmaz parçası ve iktidar ve egemenliğin ifadesi olarak, hem de savaş hazırlığı amacıyla bir savaş oyunu ve sofraya gelecek yemeğin kaynağı olarak av konusu irdelenmektedir. Sultanın avı, eğitimli kuşlar ve av hayvanlarıyla, saraylar ve av köşkleri üzerinde odaklanmıştır: şahinler, arktik şahin (lat. hierofalco) doğanlar, mastılar, tazılar ve diğer köpekler bu çinilerin üzerinde görülen motif gruplarının bir kısmını oluşturmakta; diğer yandan ayı, dağ aslanı, devekuşu, yaban eşeği, toy kuşu ve çeşitli yaban tavukları gibi av hayvanları görülmektedir. Avın kendine özel memurları ve uygulamaları vardı. Ayrıca av, o dönemde ruhani arayışı tanımlamak için kullanılan bir mecaz olarak da çağdaş kaynaklardan alıntılarla incelenmektedir. Üçüncü olarak, kökeni Halife, sultanlar, emirler, saraylılar, yüksek memurlara ve diplomatik hediye olarak üretilen dokumalar için desen ve yazıları hazırlayan Şam merkezli Geç Emevi Dönemi ve ertesinde Bağdat merkezli Abbasi tiraz atölyelerine kadar uzanan saray tasarım sistemi irdelenmektedir. Tiraz atölyelerinin kullandığı motifler, her sarayın kendi nakkaşhane-atölyesi ile birlikte hem yazı hem de Sasani ve Bizans motiflerinin yeniden işlenmesiyle gelişen görsel motifler-semboller çeşitliliği için ortak bir repertuar geliştirilmesinde kilit rolü üstlenen kurumlardı. Bu motiflerin ve varyantlarının gelişmesi büyük oranda Halife sarayı merkezliydi. Dördüncü kısımda ise bir saraylı, dönemin bir has beyi olmanın gerekleri üzerinde durularak bu çinilerle bezeli sarayların entelektüel çerçevesi ve bu çinilerin tadını çıkartan kültür irdelenmektedir. Bu konuda Siyasetname, Kelile ve Dimne ve ilgili saray literatürüne atıfta bulunulmaktadır. Beşinci kısımda, sekiz kollu yıldız ve haç kombinasyonunun stuko, pişmiş toprak ve sırlı çini tekniklerinde ve incelediğimiz örneklerden daha önce Kuzey Afrika, Sicilya, Mısır ve Orta

Asya'da üretilmiş ve günümüze ulaşmış örnekleri incelenip, saraylar, köşkler ve kervansaraylar, cami, minare ve türbelerle ilintili desen repertuarının bir parçası olduğu öne sürülmektedir.

İkinci ana bölümde söz konusu yıldız çinilerde görülen motiflerin bir kısmı üzerinde değişen uzunluklarda notlar yer almaktadır. Bu notlar, bu motif tipinin daha geniş bir coğrafyada daha önceki kullanımlarını göstermekte ve bir iki istisna haricinde doğrudan kopyalama olduğunu değil, bilakis aynı sembolik repertuarın kullanımına işaret etmektedir. Ayrıca bu motiflerin sembol olarak yüklendikleri bazı anlamlar hem çağdaş, hem de 13. yy. Selçuklu Anadolusu'nda bilinen daha erken tarihli metinler çerçevesinde irdelenmektedir. Söz konusu motifler için R. Arık'ın Kubad Abad (2000) adlı yapıtı ile İ. Ünal'ın "Antalya ilindeki seramikler" başlıklı makalesindeki (1974) fotoğraflar referans olarak verilmektedir. Köşk ve saray çini kaplamalarında kullanılan 29 motif tartışılmaktadır: "kartal", çift başlı avcı kuş, doğan-şahin, toy kuşu, insan yüzlü kuş, insan yüzlü aslan, aslan, tirazlı saray kostümlü oturan figür, elinde nar tutan saraylı ve nar motifi, hayvan tutan ve yürür halde betimlenmiş saraylılar, tavus kuşu, hurma ağacı, grifon, ejder-yılan motifi, güneş-yüz, kuş çiftleri, tek kuşlar, ördek, balık, haşhaş, deve, av köpekleri, tilki-çakal-kurt, yabani tavşan, ayı, yaban eşeği-eşek, devekuşu, dama tahtası motifi, ve V-zigzag motifi. Genelde "çift başlı kartal" olarak adlandırılan motifin belki de çift başlı avcı kuş olarak adlandırılması gerektiği belirtilmektedir. Bu avcı kuş muhtemelen bir şahin olmalıdır çünkü dönemin literatüründe şahine çok sayıda atıf yapılmaktadır ve Peygamber'in kendi sancağındaki kartal tek başlıdır. Ukab adlı bu özel sancaktaki kartala daha sonraki bir Müslüman yönetici tarafından ikinci bir baş eklenmesi pek akılcı görünmemektedir. Aslan ise genellikle İslamiyet'in, İslami ruhun ve de Hz. Ali'nin bir simgesi olarak algılanmıştır. Tavuskuşu da Cennetin bir sembolüdür. Hurma ağacı motifi ise Kur'an-ı Kerim, Celaleddin Rumi ve İbn-i Arabi'ye dayanılarak müminleri, İslamiyet'in peygamberini, ve Cennet'teki adı bilinen ağaçlardan birini sembolize ettiği düşünülmektedir.

Sonuç bölümünde şu hususlara dikkat çekilmektedir: bu motiflerin kaynağı avdır; ayı, yaban eşeği, bu tip mastı, bu tip cinaslı devekuşu, "tanrısal güneş", zigzag motifi orijinaldir ve dahası bu çinilerde görülen dama tahtası ve hurma ağacı motifleri daha geniş bir coğrafyada öncülü görülmeyen motifler olup çini sanatı motifleri saray repertuarına orijinal Anadolu Selçuklu katkısı olarak karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca bu motiflerin kullanımıyla I. Alaaddin Keykubad ve II. Gıyâsuddin Keyhüsrev'in saltanat dönemlerinde Anadolu Selçuklu otoritesine ve meşruiyetine yapılan atıflara da dikkat çekilmektedir. Burada bu motiflerin bir bütün olarak Sultanı, dönemin Hz. Süleyman'ı olarak gösterdiği, Hz. Süleyman'ın ordusunun ise tirazlı saraylılar ile, kuşlar ordusunun bu çinilerde betimlendiği şekilde ve cinler ordusunun ise ejder-yılan motifi ve de insan yüzlü kuşlar ve kanatlı aslanlarla betimlendiği önerilmektedir. "Süleyman'ın mührü" motifi ve ejder-yılan motifinin ise bir yapı veya nesneyi bir "cin işi", bir harika olarak ifade etmek üzere kullanıldığına atıfta bulunulmaktadır. Sultan I. Alâeddin Keykubad ile Hz. Süleyman arasındaki ilintiye dönemin sekreteri ve vakayinüvisi İbn-i Bibi'nin kaleme aldığı şekliyle ve Moğol işgalleri öncesinde Anadolu Selçuklu Devleti'ndeki cin gibi hızlı bayındırlık faaliyetlerine dikkat çekilmektedir. Bize göre, 13. yy. çinilerinde görülen bu motifler Hz. Süleyman'ı Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alaaddin Keykubad'a bağlamakta ve sultanın kendisini Hz. Süleyman gibi gördüğü, sarayındakiler ve saraya gelen konuklar - örneğin Bağdat'taki halife tarafından veya başka yerlerden gönderilen elçiler - tarafından dönemin Hz. Süleyman'ı gibi algılanmak istediğini akla getirmektedir.


*T.M.P. Duggan, Gençlik Mah. Ekin Apt. 1315 Sok. Daire 3/7 Antalya.

Özet Listesi