Ana Sayfa Sayılar Yayın İlkeleri Sipariş Formu Linkler İletişim English
Detaylı Arama  
Akmed Anmed Web Sitesini Ziyaret Etmek ?in T?klay?n?z.
Akmed etkinlikleri ve duyuruları hakkında bilgi almak isterseniz listemize üye olunuz.
E-Mail:
İsim:
Soyisim:
 
 
 
 

Ö Z E T

Pamfilya ve Anadolu Gerçeği
Fahri IŞIK*

Anadolu'ya ilk Hellen göçlerinin başladığı İÖ 11. yüzyıldan günümüze değin tarih bilimi pan-Hellenistik görüşlerden olumsuz etkilenmiş ve Anadolu'nun kıyı bölgelerinde ortaya çıkan muhteşem uygarlığın kökende Hellen uygarlığına ait olduğuna inanıla gelmiştir. Bu görüşten en çok etkilenen bölgelerin başında Pamfilya gelir. Anadolu'da çok az rastlanan Hellenik adlardan biri olan 'Pamfilya' adının 'tüm - Hellenik - halkların ülkesi' anlamına geldiği önerilmiştir. Aslında, Hellen kökenli olduğu öne sürülen bu 'halklar' yalnızca 'Arkadyalılar, Ayoller, ve Dorlar'dır. 'Pamfilya Hellencesi' olarak adlandırılan Pamfilya dili ise tüm bu halkların lehçelerinin karışımı bir Hellence'dir. Ne var ki, yerel Anadolu dilinden çok sayıda unsuru da içeren bu dil henüz tam anlamıyla çözümlenmemiştir.

Dilde çok sayıda Anadolulu unsurun varlığı ise Hellenler'in buraya gelişinden çok önce burada muhtemelen yerli Luwiler'den oluşan bir yerli halkın varlığına işaret etmektedir. Bu bilimsel gerçek, Pamfilya kentlerinin Troia Savaşı sonrasında bilicilik merkezinin önerisi üzerine Argoslu Mopsos, Kalkhas ve Amphilokhos önderliğindeki Hellenik kabileler tarafından kurulduğu iddiasının yalnızca bir öykü olarak görülmesi gerektiğine dikkat çekmektedir. Tüm iddiaların aksine Karatepe ve Asitawanda yazıtları bize Mopsos adının Hititçe 'Muksus'tan uyarlanmış olabileceğini göstermektedir; Geç Hitit dönemi kralı Asitawandas'ın adından türeyen Aspendos ve Estwediiys adlarının arasındaki uyum ve benzerlik de bu görüşümüzü desteklemektedir. Ayrıca, bu kentlerin kıta Yunanistanı kökenli bu üç lider tarafından kuruldukları iddiasına karşın sikkelerde Aspendos'un adı Estwediiys ve Sillyon'un adı da Selyviis olarak yerel dilde yazılmıştır. Perge'nin adı İÖ 13. yüzyıla ait bir Boğazköy Hitit tabletinde Parha olarak geçmektedir, yani, Perge daha Troia Savaşından ve de 'Hellenler'in buraya gelişi'nden çok önce vardı. Dahası Side'nin tek yerli Pamfilya kenti olduğuna da şüphe yoktur. Side'nin Luwice'yle akraba kendine özgü bir dili ve alfabesi vardı ve bu dilde 'side' sözcüğünün anlamı 'nar' meyvesidir.

Nar meyvesinin Taş Çağından bu yana 'Anadolu'nun ana tanrıçası' olan Kubaba'nın bir sembolü olması, din açısından Sidelilerin 'Anadoluluk'unu kanıtlamaktadır. Perge Artemisi de bu tanrıçadan gelmiştir ve kültü ve yontuları, hepsi de aynı tanrıçadan gelen Ephesos Artemisi, Samos Herası ve Aphrodisias Aphroditesi ile benzerlikler göstermektedir. Bu nedenle kentin ünlü 'Plancia Magna'sı da hem Artemis'in hem de ana tanrıçanın rahibesidir. Bu tema aynı zamanda ana tanrıçanın bir 'dağ tanrısı' olması ve tapınaklarının kayalara oyulmasıyla da desteklenmektedir. Anadolu'nun tüm kentlerinde olduğu gibi Perge akropolisinde de mağaralar ve nişlerden oluşan bir ana tanrıça dağ tapınağı yer alır. Sillyon'da da ana tanrıça için 'niş ve kaya-sella' oyulmuştur.

Din konusundaki bu gerçekler önemlidir çünkü inanç sisteminin yerel ve yerli olup halkının yabancı olması imkânsızdır. Eğer Hellenler yerel inançlarla aşılanmışsa, bu demektir ki, yerli toplulukla kaynaşmışlar. Bir yerde Hellenik düşünce hâkim olmadığı takdirde o topluluk Hellenleşmiş sayılamaz. Anayurt Hellas ile kolonileri arasında ne dinsel ne de kültürel bağ bulunmadığından Pamfilya'nın Geç Tunç Çağı ve Erken Demir Çağında Hellenik olduğunu iddia etmek mümkün değildir. Perge'den bir Tunç Çağı damga mührü, Side'den bir Geç Hitit sütun kaidesi, Alanya'dan Ion-Phryg etkili bir erken Arkaik dönem Kybele heykeli, Akseki yakınlarında Dibektaşı'nda bir Phryg basamaklı sunağı ve Cebel Ires'ten geç 7. yüzyıla ait Fenike dilinde bir yazıt gibi erken bulgular birlikte dikkate alındığı takdirde Pamfilya halkının kültür olarak Anadolulu olduğunu kanıtlamaktadır.

Resmi dil ve alfabe, Büyük İskender'in emri üzerine 'Hellenistik' yapılmıştır. Fakat tüm bu çabalar ve adların Hellence'ye dönüştürülmesi yalnızca dış görünüşü değiştirmiştir. Büyük İskender arkasında Side'de halka Hellenleşmeleri gerektiğini hatırlatan bir garnizon bırakmıştır. Bu garnizonun misyonu Pamfilya'nın Anadolulu özüne dönmesini önlemektir. Yine de geç Hellenistik döneme ait yerel dilde üç yazıt, İskender öldükten ve dünya imparatorluğu yıkıldıktan çok sonra bile Sideliler'in tam anlamıyla Hellenleşemediklerini göstermeye yeter.


*Prof. Dr. Fahri IŞIK. Akdeniz Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü Başkanı - Antalya

Özet Listesi